CAMİNİN MÜESSESELEŞTİRİLMESİ PROJESİ

CAMİNİN MÜESSESELEŞTİRİLMESİ PROJESİ

CAMİ-CEMİYET-HAYAT TASAVVURU

*İslam şehrinin merkezi camidir
“Şehir merkezi” tabiri, bir müddetten beri işyerlerinin yoğunlaştığı nokta olarak anlaşılmaya, şehirlerde bu anlayışa göre kurulmaya başlandı. Osmanlıdaki şehir planlaması, “cami-i kebir”i yani ulu camii merkez alırdı ki bu tatbikat Medine’deki Mescid-i Nebevi ile mutabıktı.
Şehrin merkezinde ne olduğu ile ilgili ve sınırlı bir meseleden bahsetmiyoruz, şehir anlayışının merkezinde ne olduğunu izah etmeye çalışıyoruz. İslami hayatın merkezi ubudiyettir, öyleyse İslam şehrinin merkezi camidir.
Ulu caminin şehir merkezinde olması, mekan haritasıyla sınırlı bir mesele değil, caminin hayatın merkezi olmasıyla ilgili bir bahistir. İslam cemiyeti, günde beş vakit camide cem olur ve oradan tekrar hayata döner. İslam cemiyetinde hayat, cami ekseninde deveran eder.
Cami, İslam cemiyet ve şehrinde, sadece namaz kılınacak bir mekan tertibi değil, içtimai meselelerin istişare edileceği, kararların ve tedbirlerin alınacağı, tatbikatın oradan başlayacağı içtimai karargahtır.

*Cami, hayatın içtimai karargahıdır
İslam şehrinde cami, sırça saray gibi hayattan tecrit edilip sadece namazgah haline getirilmez. Aksine içtimai meselelerin müzakere edileceği, kararların alınacağı, tatbikata başlanacağı bir karargah mahiyetindedir.
İçtimai meseleler hakkında camide alınmayan bir karardan “hayır” beklemek, İslami hayatın hakikatine uygun değildir. Ferdi ve ailevi meseleler gibi hususiyet ve mahremiyet arz eden bahisler bir tarafa, doğrudan cemiyeti ilgilendiren meseleler camide görüşülmeli ve karara bağlanmalıdır.
Malumdur ki rahmet camiye iner ve oradan cemiyete dağılır. Ferden her kesin rahmete muhatap olma imkanı vardır ama cemiyet için rahmetin camiye indiği, ineceği hususunda tereddüt olmasa gerektir. Öyleyse alınan kararın rahmani olmasını temin edecek şartlar manzumesinin azamisi camide gerçekleşir.

*Cami tabii teşkilatlılık halinin merkezidir
Tabii teşkilatlılık hali, amir-memur münasebetinin olmadığı ruhi teşkilat numunesidir. Ezan okunduğunda Müslümanların tabii şekilde camiye doğru akması, tabii teşkilatlılık halinin zirvesidir.
Bir müminin ezanı duyduğunda, kimsenin “camiye git” demesine veya buna zorlamasına gerek kalmaksızın camiye doğru yönelmesi, emri herhangi bir amirden, mesela validen almak değil, doğrudan Allah Azze ve Celle’den almaktır. Ruhi teşkilatlılık hali (yani tabii teşkilatlılık hali) dediğimiz husus, müşahhas herhangi bir zorlayıcı sebep olmaksızın, sadece imandan dolayı hayatın istikametini tayin etmekten ibarettir.
Cami, İslam cemiyetinin tabii teşkilatlılık halinin merkezidir. İslam cemiyeti, polis ve jandarma olmadan, onların zorlayıcı tedbirlere başvurmasına ihtiyaç duymadan içtimai teşkilatlılık haline sahiptir. Bu hususiyet, İslam cemiyeti için harikulade bir derinlik oluşturur ve nizami bir hayatın altyapısını kurar.

CAMİNİN İMKANLARI

*Ülkedeki en geniş kadro istihdamı olan teşkilattır
Diyanet teşkilatı, içtimai hayatın içinde ve ona doğrudan müessir olacak en geniş kadroya sahiptir. Yüzbinlerce muvazzaf kadroya sahiptir. Meşguliyeti, doğrudan dini hayat ve onun ilk tezahürü olan içtimai hayattır. Devletin hiçbir memur kadrosunun, camilerdeki imam ve hatipler kadar mesaisi müsait değildir. Devletin tüm teşkilatlarındaki memur kadrosu, mesaisinin tamamında çalışmakla vazifelidir ve başka bir işte istihdamı fevkalade zordur. Vaiz, imam ve hatiplerin mesaisi ise tam aksine müsaittir.
Diyanet İşleri Başkanlığının 2015 verilerine (resmi web sitesindeki kayıtlara) göre personel sayısı, 117.378’dır. Bu sayı, çok büyük bir kadroyu ifade eder. Bu kadronun imam ve hatipleri, Kur’an Kurslarındaki mesaileri hariç, günde yaklaşık iki-üç saat meşgul olmaktadır. Bu kadronun 100.000 adedi, günde beş saat daha çalışsa, günde 500.000 saatlik bir işgücü ortaya çıkar. Günde 500.000 saatlik bir işgücü, seferberlik başlatacak kadar büyüktür.

*Ülkedeki en geniş mekan sahibi müessesedir
Cami, ülkedeki en geniş mekana sahip teşkilat unsurudur. Camiler, küçük mekanlar da değildir, hem arazileri hem de binaları cihetiyle büyük mekanlardır. Caminin manasına uygun birçok çalışmanın mekan ihtiyacını karşılayacak kadar geniştir. En mühim özelliği ise yaygınlığıdır, her mahallede ve her köyde cami bulunmaktadır, yer yer birden fazla olduğu da hatırda tutulmalıdır. Camilerin mekan olarak verimli kullanılmadığı malum, günde iki-üç saatlik bir meşguliyet asgari seviyede verimlendirildiğini göstermektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığının 2015 verilerine (resmi web sitesindeki kayıtlarına) göre ülkedeki cami sayısı, 86,762’dir. Bu sayı, on milyonlarca metrekarelik kapalı alan, yüz milyonlarca metrekarelik arazi anlamına gelir. Muhakkak ki bu çok büyük bir imkandır.

*Ülkedeki en derin itimat ve itibar müessesesidir
Diyanet teşkilatının ehliyet, liyakat ve seviyesiyle ilgili ülkede umumi bir tartışma olduğu doğrudur. Buna mukabil cami, tarihte hiçbir zaman istismar merkezi olmamıştır. Bu sebeple ülkede ve halk nezdinde en derin itimat ve itibar müessesesidir. Bu hususiyet, camiyi, merkez müessese, başka bir ifadeyle itibar müessesesi haline getirmektedir. İtimat ve itibar merkezi olması, içtimai hayata nüfuzu ve müessiriyeti için büyük bir hazinedir.

*Ülkedeki en derin içtimai müessesedir
İslam’ın tatbik ve tezahür müesseseleri içinde, hem derinlik hem de yaygınlık (genişlik) cihetiyle cami gibisi yoktur. İslam, namazı, “müminin miracı” şeklinde tarif etmiştir, bu tarifin derinliği hiçbir ibadet ve faaliyette yoktur. Keza namaz, günde beş vakit gibi bir yoğunluğa sahiptir. Yeryüzünde hiçbir din, inanç ve düşünce, mensuplarını günde beş defa bir mekanda cem etme ufkuna ve tatbikatına sahip değildir. İnsanları beş vakit bir mekanda toplama kudretine sahip bir din ve düşünce de yoktur. Cami, İslam’ın bu derinlikte ve kudretteki manevi müessiriyetinin mekanlaşmış halidir. Cemiyetin günde beş defa toplanıp dağıldığı bir müessese (ve mekan), muhakkak ki en derin içtimai müessesedir ve cemiyete en derin ve yaygın şekilde sirayet edebilecek kudrettedir. Mesele, bu kudretin harekete geçirilmesinden ibarettir.

*İslam’ın en sarih tatbikat ve tezahür mekanıdır
Cami, öncelikle İslam’ın tatbikatında ilk sırada olan namaz ibadetinin ikame edildiği mekandır. Cami, mana ve tatbikat itibariyle bir yerleşim merkezindeki en temiz, en saf, en muteber mekandır. Namaz, ruhu itibariyle hayattır, başka bir ifadeyle hayatın ruhudur. Cami, namazın şeklinin tatbik edildiği bir mekan olmaktan çıkarılmalı ve hayata ruh üfleyen bir karargah haline getirilmelidir. Bunun yolu ise içtimai hayatın sevk ve idare merkezi olmasından geçer.
Muhakkak ki camiye manevi iklim hakimdir. Namaz kılınan mekanın manevi tecellilerin merkezi olması çok tabiidir. Tam da bu sebeple hayatın camiye taşınması ve caminin içtimai hayatın merkezi haline getirilmesi gerekir. Müslümanın hayatı, manevi iklim içinde cereyan etmelidir, sadece camide değil, hayatının her safhasında ve mekanında… Bunu mümkün kılmanın yolu ise camiyi hayatın merkezi haline getirmektir.

*Dinin sıhhatli şekilde anlaşılmasını sağlar
Camide merkezleşmek, dinin sıhhatli anlaşılmasının ön şartıdır. Ümmetin on dört asırdır keşif ve telif ettiği yüzlerce ilim dalı ve milyonlarca eserlik müktesebatının takip edilmesi, dinin sıhhatli anlaşılmasıdır. Kadim müktesebatın takibi, İslam’ın bariz alametlerinden ve müstesna müesseselerinden olan camide merkezleşmeyi şart kılar. Cami, lügat manasına muvafık şekilde, İslam’ın kadim müktesebatını cem edecek çapta bir müessesedir. Camide de hata yapılması mümkündür ama bu hata, cemiyete açık olduğu için fark edilmesi ve tashihi kolay ve hızlı olur.

*Paralel din teşebbüslerine mani olur
Paralel din kurma teşebbüsleri, İslami tedrisat müesseselerinin kapatılmış olması ve caminin müesseseleşememesindendir. Müslümanlar, namaz için toplandıkları camide, meselelerini konuşamadıkları, ihtiyaçlarını karşılayamadıkları, problemlerini halledemedikleri için, cami dışında teşkilatlanmak zorunda kalıyor. Cami dışında teşkilatlanma ihtiyacı (hatta zarureti), kaçınılmaz olarak gizli mahfillerin oluşmasına imkan hazırlıyor. Dinini en meşru müessese olan camide öğrenemeyen bir Müslüman, her türlü çareye başvurmak zorunda kalıyor. Paralel din teşebbüslerinin ana rahmi olan gizli ve denetimsiz oluşumların birinci sebebi, caminin müesseseleşememesidir.
Dini tahsil meselesinde gizli mahfillerin oluşması veya gizli mahfillerin dini tedrisat yapma imkanına sahip olması, dinin ve müminlerin muhafazasını imkansızlaştırır. Resmi-meşru yollardan tahsil edilemeyen İslam, uçsuz bucaksız müktesebatıyla yanlış anlaşılmalara ve tahrifatlara yol açabilir. Paralel din kurma teşebbüslerine karşı yapılacak en tesirli mücadele, dinin tahsilini ve tatbikatını açık şekilde yapabilme imkanının oluşturulmasıdır, bunun en uygun yolu caminin müesseseleşmesidir.

*Dinin istismarına mani olur
Paralel din meselesi, dinin istismarının zirvesidir ve aynı zamanda dinin tahrifine matuftur. O çapa ulaşmamış olan din istismarları da mevcuttur. İrili ufaklı din istismarları, mahiyet olarak paralel din kadar ağır hasarlar vermese de, sayısının fazla olmasından dolayı (yani yaygınlık sebebiyle) ağır hasarlar verebilmektedir. Cami müesseseleştiğinde, hem örgütlü hem de münferit manadaki din istismarlarına mani olmak mümkün hale gelir.

*Dini oluşumları ve faaliyetleri bir merkezde cem eder
Cami müesseseleşir ve merkezleşirse, bazı dini oluşumlara ihtiyaç kalmaz. İhtiyaç kalmayan dini oluşumlar zaman içinde ortadan kalkar. İhtiyaç olmayı sürdüren dini oluşumlar ise cami mihverinde toplanır. Cami mihverinde toplanan dini oluşumlar, dinin istismarı ve paralel din kurulması gibi savrulmalardan korunmuş olur. Cami mihverinde toplanan dini oluşumlar, kendi özerkliklerini sürdürebilirler ama müessese cami ekseninde bulunacakları için marazi bünyeleşmelerden uzak kalırlar.

CAMİNİN MİMARİ ÖZELLİKLERİ

*Külliye şeklinde inşa edilmesi
Caminin içtimai hayatın merkezi haline gelmesi, mimari planından başlamalıdır. Mimari planı sadece namaz kılmaya müsait olan caminin, cemiyetin merkezi haline gelmesi zordur. Camilerin öncelikle külliye şeklinde inşa edilmesi şarttır. Mahalle camilerinin külliye şeklinde inşa edilmesinin zor olacağından bahsedilebilir ama onların da büyük çaplı olmasa bile en azından bir idari büro, birkaç sınıf, bir toplantı salonuna sahip olması mümkündür. Üç-beş mahalleden birinde ise muhakkak ciddi külliyeye sahip cami inşası şarttır. Bölge merkezi olarak vazife üstlenecek bu camiler, mahalle camilerindeki eksikleri giderebilir.
En azından bölge camilerinin külliyeleri ciddi donanımlara sahip olmalıdır. Camilerin müesseseleşmesi için ihtiyaç duyulacak tüm altyapı imkanı bulunmalıdır. Camilerde külliye anlayışının oluşması ve yaygınlaşması, aynı zamanda camilerin içtimai hayatın merkezi haline gelmesiyle paraleldir. Sadece namaz kılma mekanı olarak inşa edilen camiler, içtimai hayatın merkezi haline gelemez, getirilemez.

*İdari büro inşası
Caminin müesseseleşmesi ve merkezleşmesi için idari büro ihtiyacı açıktır. Cemiyetin meseleleriyle ayak üstü ilgilenmek, ciddiyetsizliktir ve itimadı imha eder. İdari büronun küçük bir mekan olması uygun değildir, toplantı salonunu da ihtiva eden bir daire şeklinde planlanabilir. İdari büro, mahalle (ve köyün) envanterini tutacak, yardım toplama ve dağıtma işlerini yürütecek, hakem müessesesinin çalışmasını mümkün kılacak, karz-ı hasen müessesesinin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar büyük olmalıdır.

*Sınıf inşası
Sınıf, hem Kur’an Kursu hem de dini ilimlerin tahsilini mümkün kılacak evsafta olmalıdır. Dini ilimlerin tahsili meselesi, muhakkak ki ilmi derinliklere inecek seviyede olmaz ama halkın kendi ihtiyacını karşılayacak kadar dini ilimleri tahsil talebi, camide karşılanmalıdır. Cami, yaygın tedrisat merkezi haline getirilmeli, talep olması halinde ihtiyaç duyulan hocaların temin edilmesi gerekir. Bu ihtiyaçları karşılayacak sayıda, ortalama üç-beş sınıfın tesisi şarttır.

*Toplantı salonu inşası
Mahallenin (ve köyün) meselelerini istişare edeceği ve birlikte karar alacağı toplantı salonuna ihtiyaç var. Normalde caminin namaz kılınan kısmında toplantıların yapılması mümkündür. Fakat vakit aralarında namaz kılanlarla toplantının aynı mekanda olması fazla uygun olmaz. Ya vakit aralarında namaz kılmaya müsait mekan tahsis etmek veya ayrıca bir toplantı salonu temin etmek gerekir.
İstişare sohbetleri mühimdir. Caminin çevresindeki içtimai havza, meselelerini bir araya gelip müzakere ve müşavere edebilmelidir. Bu toplantılarda öncelikle müşavere ve müzakere adabının oluşturulması, ahlakının yerleştirilmesi ve insanların hayatlarına taşımaları gözetilmelidir. İnsanlar arasındaki ihtilafların bir çoğu, müzakere ve müşavere adabını bilmemelerinden ve bunlara uymamalarından kaynaklanıyor.

CAMİNİN MÜESSESELEŞMESİ

*Mahallenin merkezi haline getirilmesi
Mahalle sakinleri, herhangi bir meseleleri olduğunda konuşacakları yerin cami olduğunu, camide istişare edilen bir meselenin ilgili ve yetkili her kuruluşta karşılık bulacağını ve meselenin halledileceğini bilmelidir. Mahalle, caminin etrafında dönmeli, caminin mahallenin merkezi olduğu anlaşılmalı ve kabul edilmelidir. Bunu sağlayacak olan ise caminin meseleleri halledebilme maharetidir. Camide konuşulan ve belli bir olgunluğa ulaştırılan meselenin yetkili merciler nezdinde muhakkak halledileceği, halledilmezse tüm mahalle olarak peşine gidecekleri bir içtimai bünye oluşturulmalıdır.

*İhtiyaçların tespiti ve temininin merkezi haline getirilmesi
Camiler, sadece kendi ihtiyaçları için para toplamaktan kurtulmalı, mahallenin ihtiyaçlarının tespit ve temin edildiği merkez haline gelmelidir. Mesele sadece mahalledeki muhtaçları tespit etmek ve onların ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı olmamalı, mahallenin her türlü ihtiyaçlarının konuşulduğu, tespit ve temin edildiği bir merkeze dönüşmelidir. Mesela belediye hizmetlerindeki bir aksamanın konuşulacağı, belediye yetkililerine iletileceği, hatta belediye yetkililerinin bizzat çağrılarak istişare toplatışına katılmasının isteneceği bir merkezi…

*İçtimai hayatın merkezi haline getirilmesi
Cami, kadimden beri içtimai hayatın merkezidir. Her cami, kendi çevresinde (mahallesinde) hayatın nasıl yaşanacağı, ahlak ve adabın ne olduğu, hayatın akış hızının ve muhtevasının tayini meselelerinde salahiyet sahibi bir merci ve müessesedir. Mahallenin, ahlak ve adaba uygun bir hayat yaşayabilmesinin müracaat ve hal merciidir. Bütün bunlar, insanların mahrem hayatlarına tecessüs etmek şeklinde değil, tam aksine tecessüsü önleyecek tedbirlerin merkezidir. Bununla birlikte, alenileşmiş ahlaksızlıkları istişare mevzu haline getirecek, önlemenin naif tedbirlerini alacak bir müessesedir. Bu işleri yaparken, mahalle sakinlerinin iştirak ve istişaresini temin eder.

*İçtimai hayatın altyapısını kurması
Cami, içtimai hayatın altyapısını kurmalıdır. Mahallenin her türlü meselesinin istişare edileceği bir merkez olduğu gibi, mesela Hakem Müessesesi ve Karz-ı Hasen Müessesesi gibi içtimai hayatın olağanüstü hallerine karşı tedbirler almalıdır. İçtimai hayatın akış ve deveranında medeni bir hayatın altyapısı oluşturulmalıdır. Mahalle sakinlerinin, istişare adabına uygun şekilde meselelerini birlikte müzakere edebileceği, birlikte karar alıp tatbik edebileceği kemal seviyesine ulaşmaları için usul ve güzergah oluşturmalıdır. Mahalle sakinlerinin tek tek altından kalkamadığı meseleler için müesseseler inşa edilmeli ve mahalle hayatının asude şekilde yaşanabilmesinin şartlarını oluşturmalıdır.

*Halkın talim ve terbiye merkezi haline getirilmesi
Ülkede ciddi kaynaklar ayrılarak “Halk Eğitim Merkezleri” kuruluyor. Binasından personeline kadar ciddi kaynaklar tahsis ediliyor. Camiler, hem mekan (bina) olarak hem de mahalle sakinlerinin gönüllü katılımıyla kadro ihtiyacını karşılayacak birer müesseseye dönüştürülebilir. Başlangıç olarak dini talim ve terbiye meselesinde merkezleşebilir ve ileriye doğru her sahada müesseseleşebilir. Her cami, hem mahalle sakinlerinden gönüllüler hem de sivil toplum kuruluşlarından gönüllüler temin edebilir ve ciddi bir kadro oluşabilir.

*Hakem müesseseleri teşkili
Camilerin bünyesinde “Hakem Müessesesi” kurulmalıdır. Her camide kurulamazsa şehir bölgelere ayrılmalı, bazı her bölgedeki bir camide hakem müessesesi kurulmalı, her camide de hakem müessesesine müracaat alınmalıdır.
Hakem Müessesesi, adli işler için kurulmalıdır. İnsanlar adli ihtilaflarını, mahkemeye gitmeden hakem müesseselerinde halledebilmelidir. Hakem Müesseselerinde, tarafların rızaları ve talepleri istikametinde Şeriat esasları tatbik edilmeli, ihtilaflar buna göre halledilmelidir.
Hakem Müesseseleri, mer’i hukukta mevcuttur. Camilerde veya başka mahallerde kurulacak olan hakem müesseseleri, mer’i hukukun müeyyidesinden faydalanabilir. Hakem müesseseleri, mer’i hukuka göre kurulabilir ve Şeriat esaslarını tatbik edebilir. Verilen kararlar, ilgili mahkemesine sunulur ve mahkeme tarafından tanınarak, resmi tatbikat yollarına müracaatı mümkün hale getirilebilir. Böylece verilen kararlar müeyyidesizlikten kurtarılır ve tatbikatı gerçekleştirilebilir.
Bu meselede müstakil bir müessese teklifi, MEDENİYET AKADEMİSİ bünyesindeki MEDENİYET ŞEHRİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ tarafından hazırlanmıştır.

*Karz-ı Hasen müesseselerinin teşkili
Cami bünyesinde olmak üzere her mahallede bir Karz-ı Hasen müessesesi kurulabilir. Dernek veya vakıf şeklinde kurulabilecek olan karz-ı hasen müessesesine, mahalle sakinlerinden isteyen herkes aza olabilir.
Karz-ı Hasen müessesesi, mahalle sakinlerinin nakit ihtiyaçlarını karşılamak, nakit ihtiyaçları için faizli kredilere bulaşmaktan kurtulmak imkanı oluşturur. Medeniyet şehri ve medeni cemiyet inşasındaki en büyük marazlardan birisi faizdir. Cemiyetin faizden kurtarılması şarttır.
Bu meselede müstakil bir müessese teklifi, MEDENİYET AKADEMİSİ bünyesindeki MEDENİYET ŞEHRİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ tarafından hazırlanmıştır.

CAMİ MERKEZLİ MAHALLE ANLAYIŞI

*Cami merkezli mahalle anlayışının yeniden inşası
Mahalle anlayışı, kültür ve yapısı kalmadı, haliyle mahalle bir içtimai vahid, bir içtimai bünye olmaktan çıktı. Mahalle (ve köy) artık sadece bir idari birimdir. Aileden sonraki içtimai vahid (birim) mahalleydi. Cemiyet çözülüp kalabalık haline geldiği için mahalle de yok oldu veya aile ve mahalle çözülünce cemiyet örgüsü de dağıldı.
Mahalle, Müslüman cemiyet bünyesinde mühim bir safhadır. Mahalle anlayışı ortadan kalktığında; ferd, aile ve cemiyet (bir manada şehir) arasındaki silsilenin mühim bir halkası kopmuş olur. Bu durumda aileden yukarıya tırmanmak kabil olmaz, ailenin üstünde yer alan içtimai bünyeler de kaçınılmaz olarak cemaate mahkum hale gelir. Cemaat, ayrı bir içtimai bünyedir ve lüzumludur. Fakat cemaat; ferd, aile, cemiyet silsilesini, mahalle olmadan taşıyamaz. Mahalle içtimai bünye haline getirilemediğinde şehir (cemiyet) inşası kabil olmamaktadır. Cemaat; ferd ve aileden sonraki içtimai ihtiyaçları karşılamakta, kaçınılmaz olarak da kapalı devre bir içtimai bünye oluşturmakta, böylece cemiyete doğru inkişaf inkıtaa uğramaktadır.
Yakın zamana kadar mahalle üzerinde tasarrufta bulunma imkanı olmayan Müslümanlar, zaruri olarak cemaat meselesine meylettiler. Siyasi rejimin Müslümanları düşman gördüğü bir vasatta, İslami fikirlerin ve tatbikatın evlerden sokaklara çıkamadığı zamanlarda mahallenin içtimai bünye haline getirilmesi muhaldi. Kemalist siyasi rejimin tatbikatlarına (zulümlerine) karşı bir müdafaa mevzii olarak şekillenen cemaat fikri ve uygulaması, ne hazindir ki kalıcı hale geldi. Cemaatlerin bir içtimai bünye olarak varlığını devam ettirmesi lüzumu açıktır fakat ferd, aile, şehir silsilesindeki mahalle müessesesinin yerine ikame edilmesi kabil değildir.
Cemaatlerin muhafazası ve belli sahalarda ihtisaslaşmayı gerektiren ihtiyacı açıktır. Bununla beraber mahallenin bir içtimai bünye haline getirilmesi, bunun için gerekli olan fikri ve fiili çalışmaların yapılması tekrardan gündeme alınmalıdır.
Mahalleyi bir içtimai bünye olarak tekrar kuramadığımız takdirde medeniyet şehrini inşa edemeyiz. Aslında mahalleyi tekrar inşa edemezsek, şehirleşme imkanımız bile yoktur. Cemaat, şehirde köy hayatı yaşamak gibidir, mahalle ise şehir inşasının asli unsurlarından ve şehirlileşmenin mühim safhalarındandır.
*
Mahalle anlayışı kökten çöktü. Öyleyse yeni mahalle anlayışını telif ve mahalleyi içtimai bünye olarak yeniden inşa etmek, yanlış tatbikatların tortusuna maruz değildir. Bu açıdan mukayeseli olarak kolay olduğunu söylemek mümkündür.
Madem sıfırdan başlama imkanımız var, öyleyse cami merkezli bir mahalle inşa etmeliyiz. Mahalleyi bir içtimai bünye haline getirmek ve şehrin temel cüzlerinden birisi yapmak, şehri ve cemiyeti yeniden inşa etmek olacaktır. Mahalleyi cami merkezli bir içtimai bünye (uzuv) haline getirdiğimizde hem Müslüman cemiyeti hem de İslam şehrini kurmuş, böylece yeni İslam medeniyet inşasını başlatmış oluruz.

*Mahallenin envanterinin çıkarılması
Mahallenin muhtelif tasniflerle envanterinin çıkarılması gerekiyor. Caminin merkezleşmesi için mahalleye vakıf olması, meselelerini bilmesi, problemleri varsa tespit etmesi şart. Mahallenin her meselesinin camide konuşulması, müzakere edilmesi, yetkililerin çağrılarak haberdar edilmesi gibi bir içtimai altyapıya kavuşturulmalıdır. Aralarında husumet olan ailelerin meselelerinin camide konuşulup karara bağlanması, tarafların ikna edilmesi, bu gibi meselelerin camide halledilebileceğinin alışkanlık haline getirilmesi gerek.
Mahallenin envanteri kayıt altına alınırsa, naif çözümler mümkündür. Mahallede kimlerin oturduğu, ne iş yaptığı kayıt altına alınırsa, birbirinin meselelerine yardımcı olma imkanları bilinebilir. Mahalle sakinlerinin birbirinin meseleleriyle ilgilenmesi, mahalleyi içtimai bünye haline getirir.

*Yardıma muhtaç meskenlerin tespiti
Yardıma ihtiyacı olan meskenlerin tespit edilmesi gerekir. Meskenlerde ikamet eden şahıs ve ailelerin kimliklerini kayıt yerine mesken olarak tespit etmek daha naiftir. İhtiyaç sahibi meskenlerin tespit ve kayıt işlemi mümkün olduğunca imamlar tarafından yapılırsa, ikamet eden ailelerin rencide olma ihtimalleri asgariye indirilmiş olur. İmamların müracaatları gizli şekilde alması ve kayıtları sadece mesken esasına göre tutması adaba uygun olsa gerektir. İhtiyaç sahibi meskenlerin müracaatını, sadece o meskende ikamet edenler değil, mesela komşuları ve tanıdıkları da yaptırabilmelidir. İmamlar, yardıma muhtaç meskenlerin ihtiyaç kalemlerini mümkün olduğunca tespit etmelidir.
Yardım faaliyetlerinin camiler tarafından yürütülmesi, sayılamayacak kadar faydayı muhtevidir. Öncelikle yardım çalışmalarını propaganda malzemesi olarak kullananlara mani olunur. Bazı sivil toplum kuruluşu kisvesiyle, milletten topladığı yardımı yine millete dağıtan, kendisi sadece aracılık yapan, buna rağmen yaptığı işi propaganda malzemesi haline getiren istismarcıların önü kesilir. Yardım faaliyetinin camiler tarafından yürütülmesi, yardıma muhtaç ailelerin rencide olmasını da asgari seviyeye indirir.

*Kardeş mahalle çalışması
Her şehirde zengin ve fakir mahalleler mevcut… Zengin mahallelerin faaliyetleri kendi sınırları içinde kalır ve fakir mahalleler kendi başlarına bırakılırsa, medeniyet şehri kurulamaz. Şehirleşme süreci ikmal edilemez, cemiyette muvazene inşa edilemez, iki ayrı sınıfın oluşması kaçınılmaz hale gelir. Medeniyet şehri, fakir aileleri ve fakir mahalleleri asgari bir seviyenin üstüne çıkarmakla kabil ve kaimdir.
Zengin ve fakir mahalleler arasındaki uçurumu derinleştirmemek, aşılamaz hale getirmemek ve medeniyet şehrinin altyapısını kurmak için, her zengin mahalle bir fakir mahalleyle kardeşlik münasebeti kurmalıdır. Zengin mahallelerde toplanan yardımlar kendisine kafi gelmese bile bir kısmını kardeş fakir mahalleye tahsis etmelidir. Mahalleler arasındaki içtimai irtibat yoğunluğu artırılmalıdır.
Medeniyet şehri ve medeni cemiyet inşasındaki silsile; ferd (yani şahsiyet), aile, mahalle, cemiyet, yani şehirdir. Her mahalle kendi sınırlarına mahkum hale gelirse, medeniyet şehri ve medeni cemiyet inşa edilemez ve kaçınılmaz olarak iktisadi sınıflar oluşur. İktisadi sınıfların oluştuğu şehir, asla medeniyet şehri olamaz, o cemiyet de medeni cemiyet haline gelemez.

*Talim ve terbiye merkezi haline getirilmesi
Camiler, sadece Kur’an Kursu açmakta ve idare etmektedir. Bu faaliyet, sahip oldukları imkanlara nispeten çok az bir iş yaptığını gösterir. Birçok sahada ders verilmesi mümkündür. Tefsir, Hadis, İlm-i hal, Siyer, Arapça gibi dersler tertip edilebilir.
Camilerdeki imam hatip ve müezzinlerin bu dersleri vermesi mümkün olmayabilir. Mahallenin envanteri çıkarıldığında, bu dersleri verebilecek ilim adamlarının olması mümkündür. Mahalledeki ilim adamlarından gönüllü olarak ders verebilecekler tespit edilir ve ders programları tertip edilir. Mahallede ders verecek ilim adamı olmazsa başka mahallelerde bulunanlardan ders vermek isteyenlerle görüşülür.
Her mahallede ders verecek kadar ilim adamı kadrosu çıkmazsa, camiler arasında işbölümü yapılır, birbirine yakın camilerin bir kısmında bazı dersler verilir, başka bir kısmında diğer dersler verilir ve ders programları mahallede ilan edilir.

*Mahalleye dair kararların alındığı merkez haline getirilmesi
Mahallenin meselelerinin öncelikle camide konuşulması alışkanlık haline getirilmelidir. Meselelerin camide konuşulmaya başlanması, camide karar alma imkanının oluşturur ve bu istikamette bir altyapı meydana gelir. Mahallenin kendi kendine halledemeyeceği meseleler, ilgili mercilerle birlikte istişare edilir. İstişare mahalli yine cami olur. Mesela belediyeye ait bir mesele varsa, belediye yetkilileri camideki istişare toplantısına katılır, istişarenin neticesini not eder, belediyenin yetkili organlarına iletir ve mesele halledilir. Mesela asayişle ilgili bir mesele varsa, ilgili karakoldan bir yetkili istişareye katılır, mahallelinin ortaya koyduğu çözümü emniyetin yetkililerine iletir ve bu yolla halledilir.
Keza şehirdeki resmi kuruluşlar, mahalleyle ilgili bir mesele olduğunda camiyi muhatap alır, meseleyi camideki istişare toplantılarına intikal ettirir, mesele orada konuşulur ve mahallenin neler yapabileceği ortaya konulur. Böylece cami, devlet ile halk arasındaki irtibatı sağlayan bir müessese haline gelir.

PROJE ORTAKLARI

*Müftülük
Projenin sorumlusu ve yürütücüsü müftülüklerdir. Müftülükler öncelikle tescil ve teftiş salahiyetine sahiptir. Doğrudan müftülüklere bağlı merkezi bir organizasyondan ziyade, her mahallenin bir içtimai bünye haline gelebilmesi için kafi derecede muhtariyet tanınması lüzumu unutulmamalıdır. Camiler ise muhtariyetin mümessili olmalıdır.
Yoğun bir amir-memur münasebetine girmeksizin müftülükler, öncelikle muhteva teftişi yapmalı, Ehl-i Sünnet dışı paralel din teşebbüslerine fırsat vermemeli, kadim geleneğin muhafızı olmalıdır. Ana mecrada bulunduğu müddetçe camiler ve mahallelerdeki tatbikatlarda, mümkün olduğunca muhtariyete dikkat etmeli, her cami ve mahalle kendi meselelerini halledecek imkana sahip olmalıdır. Kendi meselelerini konuşup halledecek imkana sahip olduğunda, kendi meselelerini halledecek seviyeye doğru tırmanır. Sürekli emir altındaki bir işleyiş, ferdi ve içtimai şahsiyet kazanmakta zorlanır.
Müftülük kesintisiz şekilde teftiş etmeli ama bunu kaba bir şekilde ve herkesin gözüne sokacak tavırlarla yapmamalı, sanki teftiş edilmediği hissini uyandırmalıdır. Bu şekilde hem tatbikatın yeknesaklığı temin edilir hem de muhtariyet muhafaza edilmiş olur.

*Vilayet
Valilik, camide ortaya çıkan mahallenin meselelerinde yardımcı olmalıdır. Valilik, şehrin idaresinde camileri muhatap almalı, mahalleyle ilgili birinci derece muhataplardan biri kabul etmelidir. Camide istişare edilen meseleler, imamın inhisarında olmadığı, mahalle sakinlerinin düşünceleri, tespitleri ve teklifleri olduğu için, cami marifetiyle doğrudan halkı muhatap aldığını bilmeli, ona göre kanunlar çerçevesinde yapabileceklerini katkı olarak sunmalıdır.

*Belediye
Vilayet daha ziyade resmi prosedürlere tabidir ve devlet kuruluşlarını sevk ve idare etmekle ilgilidir. Belediye ise valiliğe nispeten daha fazla halkla ilgili ve ilişkilidir. Bu sebeple belediyelerin müesseseleşmiş camilere, onun şahsında halka daha fazla katkı sunması gerekir. Belediyelerin faaliyet alanları günlük meseleleri de ihtiva ettiği için, camilerle yoğun münasebet içine olmalı, camilerden gelen talepler yetki alanındaysa doğrudan halledilmeye çalışılmalıdır. Belediyelerin camileri muhatap alması, hem camilerin müesseseleşmesini hem de halkın camiler merkezinde organize olmasını temin eder.
Belediyelerin camileri muhatap alması, mahalli idarelerdeki birçok istismarın da önüne geçer. Zira camilerde gündeme gelen meseleler, doğrudan mahallenin konularıdır ve mahalle sakinlerinin istişaresiyle ortaya çıktığı için, kimsenin istismar ve torpil talebine mevzu olmaz. Belediye ile caminin işbirliği, hem caminin müesseseleşmesi hem de mahalli idarelerdeki birtakım istismarları önleyecek bir içtimai tedbirdir.

*Emniyet
Emniyetin, mahallenin asayişi, gençlerin birtakım zararlı alışkanlıkları ve benzeri birçok meselede camiyle çalışması, hayal bile edilemeyecek kadar büyük faydalara sahiptir. Caminin müesseseleşmesi, aynı zamanda mahallenin de içtimai bünye haline gelmesi demektir ki, mahallede ne olup bittiği camilerin bilgisi ve tasarrufu altına girer. Bu tür bir müesseseleşme, terör faaliyetlerinin altyapılarına kadar birçok meselenin mahallelerde imkan ve fırsat bulmasına mani olur.

*İçtimai kuruluşlar (Sivil toplum kuruluşları)
Caminin müesseseleşmesi, içtimai kuruluşların yaptığı birçok işin cami bünyesine taşınması manasına gelir. Bu durum, içtimai kuruluşlarla camileri rakip haline getirmemeli, aksine müşterek hareket etmenin altyapıları oluşturulmalıdır. İçtimai kuruluşları ortadan kaldırmaya matuf her hareket, sayısız gönüllü işgücünü evlerine göndermek manasına gelir. Bu ihtimal, medeniyet şehri ve medeni cemiyet inşa süreci için bir felakettir.
Camiler müesseseleşirken içtimai kuruluşlara faaliyet sahası açmalı, müşterek çalışma altyapıları kurmalı, onların gönüllülerini şahsi veya kuruluş olarak istihdam etmelidir. Mesela talim ve terbiye merkezlerinde ders vermek için ihtisas sahibi kadroları olan içtimai kuruluşlarla tahsis etmeli, birlikte çalışmalıdır. Mesela muhtaç meskenler tespit edildiğinde, onları içtimai kuruluşlara dağıtabilir, her içtimai kuruluşa imkanları nispetinde mesken zimmetlenebilir, onların ihtiyaçları içtimai kuruluşlar tarafından karşılanabilir. Böylece camiler, hem ihtiyaç sahiplerinin envanterini çıkararak birden çok kuruluştan yardım almak gibi istismarları önler hem de yardım kuruluşlarını koordine eder. Yardımların hem içtimai kuruluştan geldiği hem de mahalle camisi tarafından organize edildiği görüleceği için insanların camilere meyletmesi sağlanır.

*Meslek ve işadamları kuruluşları
Mahalle sakinleri içindeki meslek kuruluşları mensuplarının, meslekleriyle ilgili ihtisaslarından öncelikle faydalanılır. Özellikle beşeri ilimler sahasındaki uzmanlar, mahallenin içtimai altyapısının kurulmasında ve içtimai vahid haline gelmesi için faydalanılabilir.
İşadamları ve işadamları kuruluşları, şirketler ve büyük firmalar yıllık kazançlarından sosyal fonlar ayırmakta, bunların dışında da infak etmektedir. İçtimai kuruluşlarla (sivil toplum kuruluşlarıyla) ilgili endişeleri, tereddütleri, şüpheleri olduğu için infak ve tasadduk gayretlerinde yer yer yavaşlama ve akamet meydana gelmektedir. Diyanetin tasarruf ve tarassudu altında camilerin müesseseleşmesi ve mahallenin bünyeleşmesine katkıda bulunma imkanları vardır.
İnfak ve tasadduk çabalarını cami bünyesindeki faaliyetlere aktarmak mümkün olduğu gibi, karz-ı hasen müessesesi için kaynak tahsisi de mümkündür.

*Muhtarlar
Muhtarlar, ihtiyar heyetiyle birlikte caminin müesseseleşmesinde asli unsurlardan birisidir. Muhtarlar, mahallenin yetkilisi olarak istişarelere katılmalı, faaliyetlerin merkezinde yer almalı, inisiyatif sahibi kılınmalıdır. Muhtarlar caminin müesseseleşmesine ve cami merkezinde mahallenin içtimai bünye kazanmasında müessir kılınmalıdır.

*Okul müdürleri
Mahalledeki okul müdürleri, eğitim-öğretim sahasında sözü öncelikle dinlenecek asli unsurlardandır. Talebelerin meselelerinin neler olduğunu, nasıl halledileceğini, ailelerin nasıl davranması ve neler yapması gerektiğini konuşacak iklim ve imkan camilerde hazırlanmalıdır. Talebeler, öğretmenler, aileler (veliler) camilerde bir araya gelmelidir. Talebelerin meselelerinin görüşüleceği vakit, namaza talebelerle birlikte gelinmeli, namazın akabinde görüşülmelidir.

*Mahalle sakinleri ve gönüllüleri
Mahalle sakinlerinin, mahallenin içtimai bünye olduğu hususunda ikna edilmesi gerekir. Mahalle sakinlerinin, mahalleyi içtimai bünye haline getirecek nispetindeki kısmının meseleyle ilgilenmesi sağlanmalıdır. Mahallelerin, medeniyet şehri ve medeni cemiyet inşasında içtimai vahit (birim) haline gelmesi esastır. Mahalle, içtimai bünye haline gelemezse, cami müesseseleşemez, bunlar birbirine muhtaçtır.
Caminin müesseseleşmesiyle mahallenin içtimai bünye haline getirilmesi, iki ayrı proje değil, bir projenin iki boyutudur. Mahalle, cami dışında başka bir mihverle de içtimai bünye haline gelebilir ama o ihtimalde Müslüman cemiyet ve şehir inşası, merkezini kaybeder. Bu sebeple iki meseleyi birbirine raptetmek gerekir.
Mahallenin içtimai bünye haline gelmesi için caminin mümkün olduğunca derinliğine ve genişliğine müesseseleşmesi gerekir. Bunun için mahalle sakinlerinden faaliyetlere katılacak gönüllüler olması şarttır. Özellikle emeklilerin ve mesaileri müsait olanların gönüllü olarak çalışmasını temin etmek lazımdır. Keza esnafın hem işlerini yapması hem de mahallenin bütünlüğüne ve bünyeleşmesine katkı sağlaması mümkündür ve bununla ilgili tesirli usuller geliştirilmelidir.

KURULUŞ SÜRECİ VE SAFHALARI

*Giriş
Camilerin müesseseleştirilmesi ve içtimai karargah haline getirilmesi fikri, hem derinlik cihetiyle hem de genişlik cihetiyle çok büyük bir proje… Derinlik ciheti, cemiyetin cami merkezinde yeniden inşası manasına gelir ki, ülkenin bugünkü fikri seviyesine göre çok ileri bir hedeftir. Genişlik ciheti, camilerin tüm ülkeyi saran bir sayı ve yaygınlığa sahip olmasından dolayı, cemiyetin en geniş çapta kuşatılması ve yoğrulması demektir. Bu kadar büyük bir projenin tam manasıyla tatbikatı ciddi bir zaman alacaktır ve çok ciddi meselelerle uğraşmak zorunda kalacaktır. Öyleyse bir kuruluş süreci, bir güzergah haritası hazırlanmalıdır.
Projede bahsedilen meselelerin tamamının hemen tatbikata konulması kabil değil. Böyle bir teşebbüs, projeyi akamete uğratır. En kolayından ve yavaş yavaş başlamak, zaman içinde derinleştirmek ve genişletmek doğru bir usuldür.
Proje, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kabul edildiğinde öncelikle teferruatlı bir şekilde kuruluş süreci, sonra teferruatlı şekilde tatbikat planı hazırlanmalıdır. Bu çalışmaları, MEDENİYET AKADEMİSİ bünyesindeki MEDENİYET ŞEHRİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ yapmayı üstlenebilir. Bu hazırlıklar yapıldıktan sonra, bir şehirde (mesela Kahramanmaraş’ta) emsal (pilot) uygulamaya başlanabilir.

*Bir şehirde emsal (pilot) tatbikat yapılmalı
Bir fikrin öncelikle küçük çaplı bir emsal tatbikatının yapılması gerekir. Umumi tatbikatın numunesini oluşturacak emsal tatbikat, hem fikrin uygulamada hangi problemlerle karşılaşacağını tespit etmek hem de uygulamadan elde edilecek tecrübeyle fikri kemale erdirmek için şarttır. Bu kadar büyük ve tesirli bir proje, hassasiyet ve itina ile tatbikat sahasına nakledilmelidir. Emsal tatbikat olmadan ülke çapında bir uygulama denemesi zordur.
Emsal tatbikatın Kahramanmaraş’ta yapılması, fikrin sahibi olan MEDENİYET AKADEMİSİ için uygun olur. Tatbikatı bizzat takip ve tetkik ederek, elde edilecek tecrübelerle fikrin kesintisiz şekilde yenilenmesi ve olgunlaştırılması imkanı oluşur.

*Önce yardım faaliyetleriyle başlanmalı
Emsal tatbikat, fikrin tüm unsurlarını bir anda uygulamaya koymamalıdır. Emsal tatbikat, hem bir şehrin numune olarak seçilmesi şeklinde hem de fikrin bir kısmının tatbikatına öncelik verilmesi şeklinde yapılmalıdır.
Önce yardım faaliyetleriyle başlanması isabetlidir. Ülkemizde en fazla üretilen tecrübe, yardım faaliyetlerindedir. Yardım faaliyetleri yürüten sayısız kuruluş bulunmakta, her şehirde de onlarca yardım kuruluşu (dernek ve vakıf) çalışmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığının da yardım faaliyetlerinde tecrübesi mevcuttur.
Camiler, yardım faaliyetleriyle başlar ve mahallede bu faaliyetlerin merkezi haline gelirse, müesseseleşmenin ilk safhasını başarmış olur. İçtimai hayatın en azından bir sahada kendi mihverinde dönmeye başlaması camiyi, mahallenin merkezi haline getirir ve halk, daha sonra tatbikata konulacak olan meselelere yabancılık çekmez.

*Yardım faaliyetleri, dernek ve vakıflarla organize edilmeli
Yardım faaliyetleri, dernek ve vakıflarla birlikte organize edilmelidir. Yardım kuruluşlarıyla müşterek çalışma, hem faaliyetlerdeki başarı ihtimalini artırır hem de dernek ve vakıflarla bir husumet oluşmasını önler. Zira böyle bir çalışma, ülkedeki içtimai kuruluşlar (sivil toplum kuruluşları) tarafından, kendilerine dönük bir tehdit olarak anlaşılır. Bu tür bir husumetin oluşması, projenin maksadına muhaliftir.
İçtimai kuruluşlarla müşterek çalışmalar, aynı zamanda içtimai kuruluşların merkezi bir envantere ve organizasyona alışmalarını sağlar. Zaman içinde içtimai kuruluşlar, kendi başlarına hareket etmekten kurtulur ve cemiyet inşasının unsurları haline gelir.

*Yardım faaliyetlerinde müesseseleşme sağlandığında faaliyet sahaları artırılmalı
Yardım faaliyetlerinde müesseseleşen camiler, halkın muhtelif sahalarda müracaat mercii haline gelecek itimat ve itibar altyapısını kazanır. Meselelerin camilerde istişare edilmesine alışmaya başlayan halk, yeni merkezlerin açılmasına ve yeni sahalarda faaliyet gösterilmesine aşina hale gelir. Bu safhadan sonra, camilerin müesseseleşmesi için bahsi edilen merkezler ve kuruluşlar yavaş yavaş hayata geçirilmeye başlanır.
Camilerin müesseseleşmesi ile ilgili projenin tamamının bir anda ortaya konması, ciddi bir yük olarak görülür ve mahalle sakinleri uzak durur. Tedrici bir sürece yayıldığı takdirde, meselenin bir yük olmadığı, aksine problemlerin çözüm mercii ve merkezinin kurulduğunu görür.

TATBİKAT PLANI

ÖRNEK TATBİKAT (PİLOT UYGULAMA) PLANI

*Tatbik dilecek projelerin tespiti
*Tatbikatçıların talimi
*Tatbikat altyapısının hazırlanması
*Tatbikat sürecinin başlatılması
*Tatbikatın başlatılması

ASIL TATBİKAT PLANI

CAMİ PROJESİNİN BELDE VE KÖY NUMUNESİ

*Belde ve köyler için ayrıca proje mevcut

MEDENİYET AKADEMİSİ BAŞKANI
HAKİ DEMİR

Share Button