MEDENİYET BEYANNAMESİ

BİRİNCİ KISIM-HAL MUHASEBESİ

1-Kadim müktesebat ile irtibatımız koptu, külliyat çapında eser veren âlim ve mütefekkirler yetişmez oldu.
2-İslâm ile Müslüman arasındaki irtibat ve münasebet kesildi, bu münasebeti kuran tedrisat anlayışı ve müesseseleri çöktü.
3-Tedrisat müesseselerimizin yıkılması ve mevcutlarının zehirlenmesi, İslâm’a iman eden ama Müslüman şahsiyeti kuşanamayan insanlar doğurdu.
4-Önce bilgi vatanımız yok edildi, sonra insanımızın şahsiyeti, nihayet coğrafi vatanımız…
5-Bilgi vatanımız kaç parçaya bölündüyse, coğrafi vatanımız o kadar parçalandı, bilgi vatanımız parçalanmaya devam ediyor, coğrafi vatanımızın sınırları da yeniden çizilmeye çalışılıyor.
6-Tüm bunlar, batının bilgi ve zihin işgâlinin neticeleridir.
7-İlk kaybettiğimiz tefekkürdü, ilk bulmamız gereken de tefekkürdür.
8-Tefekkürü kaybettiğimiz için her şeyi kaybettik, tefekkürü bulduğumuzda her şeyi tekrar buluruz.
9-Ezbere ve tekrara mahkûm olduk, idrâk edemediğimiz için yeni bilgi üretemedik, kendimizi batının bilgi ve zihin işgâline hazırladık.
10-Tefekkürde ucuzluk, batının bilgi işgâlini kendi elimizle devam ettirdiğimiz anlamına geliyor.
11-İslâm ile insan arasındaki münasebet yolları tıkandı, batı başta olmak üzere gayrimüslimler İslâm’ın insanlara ulaşmasını mümkün kılacak yol ve müesseseleri tuzakladı ve zehirledi.
12-İslâm’ın temsilindeki çok başlılık, İslâm’ın idrâk ve izahındaki zafiyet, İslâm’ın bilgi evreninin ihyâ ve inşâsındaki kifayetsizlik, batılı gizli servislerin İslâm adına konuşan örgütler kurmasına fırsat verdi.
13-Tam bir keşmekeş içindeyiz.
14-Keşmekeş (kaos) sadece sahada değil, esasen idrâk ve tefekkürdedir.
15-Sadece sahadaki keşmekeşi görmek, idrâk ve tefekkürdeki kaosun farkına varmamaktır.
16-Keşmekeşi sahada bitirme niyeti, büyük katliamlara kadar uzanan biteviye çatışmaların kaynağıdır.
*

17-Tüm Müslümanları kuşatacak fikri ve fiili müdafaa hattı kurulmalıdır.
18-Müslümanlar arasındaki tüm çatışmalar durdurulmalıdır, hiçbir ihtilaf çatışma sebebi değildir.
19-Müslümanlar arasındaki tüm ihtilaflar, münazara ve müşavere ile halledilmelidir.
20-Müslümanlara karşı savaşan Müslümanlar, ümmetin haini ilan edilmeli ve savaş sebebi sayılmalıdır.
21-Müslümanlar arası savaşın birinci sebebi ihanet, ikinci sebebi ise idrâk zafiyetidir.
22-Hainlere karşı ümmet birleşmeli, idrâksizler ise bir adım geri çekilmelidir.
*
23-Tüm ümmete şamil bir medeniyet hareketine ihtiyaç var.
24-Tüm ümmeti harekete geçiren bir tefekkür seferberliği başlatılmalıdır.
25-Hareketi başlatacak, seferberliği yürütecek bir MEDENİYET ŞURASI kurulmalıdır.
26-Ümmetin âlimleri, ârifleri, mütefekkirleri Medeniyet Şurasında cem olmalıdır.
27-İslâm’ın yiğit cengâverleri, beyannâmeye riayet, karargâha itaat etmelidir.
28-Karargâha itaat, ajanları ve çapulcuları ifşa, mücahitleri tespit edecektir.

İKİCİ KISIM-İSTİKLALİN İKTİSABI

BİRİNCİ FASIL-İSLÂM’IN İSTİKLALİ-

29-İslâm’ın muhtevasına dönük taarruz, en ağır taarruzdur.
30-İslâm bizatihi kendi kaynaklarına sâhiptir, yabancı bilgi ve tesirlerden tecrit ve muhafaza edilmelidir
31-Oryantalist taarruz durdurulmalı, İslâm’ın tahrifi önlenmelidir.
32-Ehl-i Sünnet, İslâm’ın bilgi evrenidir, bilgi vatanıdır, İslâm’ın istiklâlinin teminatıdır.
33-İslâm’ın istiklâli, kendi bilgi evrenini ihyâ ve yeniden inşâ etmekle mümkündür.
34-İslâm’ın bilgi evreni, İslâm’ın nazarî vatanıdır, nazarî vatan kurulmadan coğrafi vatan kurulamaz.
35-Nazarî vatandaşlığı olmayanlar, İslâm’ı tahrife teşebbüs eden hainler veya idraksizlerdir.
36-Bilgi vatanının merkezkaç kuvvetleri, İslâm’ın vatansızlarıdır.
*
37-Ümmetin ilk mesuliyeti, İslâm’ın istiklâli ve muhafazasıdır.
38-İslâm’ın istiklâli sağlanmadan, ümmetin istiklâli sağlanamaz.
39-İslâm, dışardaki düşmanlara ve içerdeki hainlere karşı emniyete alınmalıdır

İKİNCİ FASIL-AKLIN İSTİKLALİ-

40-Pozitif akıl, ümmetin zihnî evrenine yerleşmiş batının işgâl üssüdür.
41-Batının pozitif aklı, bünyemize nüfuz etmiş kanser hücresidir, kesilip atılmalıdır.
42-Ümmet, batının pozitif aklına karşı istiklâl mücadelesi başlatmalıdır.
43-Ümmet, İslâm’ın aklı olan Akl-ı Selimi yeniden keşif ve inşâ etmelidir.
44-Akl-ı Selimin kaynakları; ruh ve kalptir; ruhta iman, kalpte ahlâktır.
45-Akl-ı Selim yoksa İslâmi tefekkür yoktur
46-Akl-ı Selim yoksa İslâm’ın istiklâli muhaldir.
47-Akl-ı Selim yoksa ümmetin istiklâli imkânsızdır.

ÜÇÜNCÜ FASIL-TEFEKKÜRÜN İSTİKLALİ-

48-İslâmi tefekkür akl-ı selim ile kâim ve daimdir.
49Akl-ı Selimin istiklâli, İslâmi tefekkürün inşâ ve istiklâlinin ön şartıdır.
50-Akılla ilgili kitabiyat yoksa akıl yok demektir.
51-İslâmi tefekkür yoksa felsefenin hâkimiyeti kaçınılmazdır.
52-Felsefe, yeryüzündeki tek tefekkür mecrası değildir.
53-Felsefeyi tek tefekkür mecrası kabul etmek, İslâm’ı oryantalist okumaya tabi tutmaktır.
54-İslâmi tefekkür mecrası yeniden açılmalı ve beslenmelidir.
55-İslâmi tefekkür mecrasının esasları, usul ilimlerinin muhtevasında mahfuzdur.
56-İslâmi tefekkür mecrası açılmadığı müddetçe, kendi kaynaklarımızın ezber ve tekrarına mahkûmuz.
57-İslâmi tefekkür mecrası açılmadığı müddetçe, batının bilgi işgâlinden kurtulmak muhaldir.

DÖRDÜNCÜ FASIL-BİLGİNİN İSTİKLALİ-

58-İslâm’ın bilgi evreni yeniden ihyâ ve inşâ edilmelidir.
59-Bilgi evreninin sınırlarında bilgi gümrükleri kurulmalıdır.
60-Bilgi evreninin sınırlarında bilgi karantinaları kurulmalıdır.
61-Yabancı bilgilerin bilgi evrenimize girişi; tetkik, tenkit, ıslah ve tashih ile mümkündür.
62-Coğrafi vatanın başkentine mümasil, nazarî vatanın (bilgi evreninin) karargâhı kurulmalıdır.
63-Nazarî vatan yoksa coğrafi vatan muhaldir.
64-“Medeniyet Şurası”, nazarî vatanın başkentidir.

BEŞİNCİ FASIL-İLMİN İSTİKLALİ-

65-İslâm “Mutlak İlim”dir.
66-Mutlak İlim, tüm ilimlerin kaynağıdır.
67-İslâm’ın ilim telakkisi, münhasır ve müstakildir.
68-İslâm’ın ilim telakkisi, eklektik anlayışlara kapalıdır.
69-İslâm’ın anlaşılmasında hiçbir yabancı ilmin dahli yoktur, olmamalıdır.
70-İslâmi zaviyeden ilimlerin tasnifi yapılmalı, bilgi müktesebatının haritası çıkarılmalıdır.
71-Çok sayıda yeni ilim ihtiyacımız var, mümkün olan en yüksek hızla yeni ilimler kurulmalıdır.

ALTINCI FASIL-HAYÂTIN İSTİKLALİ-

72-Müslümanların hayâtına dönük her türlü yabancı tesir şiddetle reddedilmelidir.
73-Müslümanlar, kendi hayâtlarını kendi kaynaklarından keşif, telif ve inşâ etmelidir.
74-Hayâtın kaynakları; İman, İslâm ve İnsandır.
75-İnsandan maksat, insan tabiat haritasındaki “insani bölge”dir.
76-İnsan, ahlâkın tecessüm etmiş halidir.
77-Ahlâk İslâm’ın muhtevasında ve ümmetin kadim müktesebatında mahfuzdur.

YEDİNCİ FASIL-SİYASETİN İSTİKLALİ-

78-Ümmetin devlet ve siyaseti üzerinde hiçbir baskı, vesayet ve imtiyaz kurulamaz.
79-Yabancıların telkin ve tesiri reddedilmeli, bünyeye nüfuz etmiş müesseseler kesilip atılmalıdır.
80-Siyasî hayâttaki tüm batılı kurallar ve kuruluşlar iptal ve ilga edilmelidir.
81-Ümmetin son ferdine, İslâm beldelerinin son santimetre karesine, siyasetin son meselesine kadar yabancı tesirine karşı mücadele kesintisiz sürdürülmelidir.
*
82-İslâm’ın siyaseti tektir, her İslâmi bünye büyük haritanın mütemmim cüzüdür.
83-İslâm beldeleri arasında siyasî sınırlar yoktur.
84-Hiçbir siyasî iktidar, vahdet dışında bir siyaset yürütemez ve İslâm’ın vatanını bölemez.
85-Siyasî istiklâlin şartı vahdet, vahdetin şartı karargâhtır.

SEKİZİNCİ FASIL-VATANIN İSTİKLALİ-

86-Müslümanların yaşadığı her belde, İslâm adına tapuludur.
87-Tarihteki zaruri ricatlar, tapu iptali mânâsına gelmez.
88-İslâm beldelerinin tamamı, ümmetin her ferdinin kefaleti altındadır.
89-İslâm’ın vatanı tektir, siyasî iktidarlar arasındaki paylaşım batıldır.
*
90-İslâm’ın vatanı, mescid nezahetinde olmalıdır.
91-İslâm’ın vatanında ilim ve tefekkürün tedavül hızı, paranın tedavül hızından yüksek olmalıdır.

DOKUZUNCU FASIL-İKTİSADIN İSTİKLALİ-

92-Ümmet, iktisadî sahada kendine yeterli olmalıdır.
93-Kendine yeterlilik hususunda tüm maharet iktisabı ve bilgi imali gerçekleştirilmelidir.
94-Zaruri iktisat ve lüzumlu iktisat olmak üzere çift katlı iktisadî nizâm tesis edilmelidir.
95-Zaruri iktisadî nizâm, ümmetin zaruri ihtiyaçlarını karşılayan iktisadî altyapıdır.
96-Lüzumlu iktisadî nizâm, bütün ihtiyaçların karşılandığı iktisadî çerçevedir.
97-Zaruri iktisadın birinci kaynağı zekât, ikinci kaynağı infakın her çeşididir.
98-Zaruri iktisadî nizâm, ithâlâta ihtiyaç duyulmaksızın kurulabilmelidir.
99-İktisadi istiklâl, zaruri iktisatta şarttır.

ONUNCU FASIL-ÜMMETİN İSTİKLALİ-

100-Ümmetin istiklâli, İslâm’ın istiklâli ile kâimdir.
101-Ümmetin istiklâli, Akl-ı Selim ile iktisap edilir.
102-Ümmetin istiklâli, tefekkürün istiklâliyle inşâ edilir.
103-Ümmetin istiklâli, bilginin istiklâli ile devam eder.
104-Ümmetin istiklâli, ilmin istiklâli ile tahkim edilir.
105-Ümmetin istiklâli, siyasetin istiklâliyle kuvvetlenir.
106-Ümmetin istiklâli, vatanın istiklâliyle çerçevelenir.
107-Ümmetin istiklâli, iktisadın istiklâliyle tamamlanır.
*
108-Ümmetin istiklâli vahdetle mümkündür.
109-Vahdet, karargâh ile kâimdir.
110-Ümmetin nazarî karargâhı MEDENİYET ŞURASIDIR.
111-Ümmetin fiili karargâhı ANADOLU’DUR.
112-Ümmetin idrâk istikametini Medeniyet Şurası, hareket istikametini Anadolu tayin etmelidir.
113-İstikametsiz idrâk ve karargâhsız hareket, kaostur.

ÜÇÜNCÜ KISIM-İSTİKBALİN İNŞÂSI

GİRİŞ

114-İslâm’ın bilgi evreni ihyâ ve yeniden inşâ edilmelidir.
115-Bilgi evreninin müesses nizâmını ifade eden medeniyet tasavvuru geliştirilmelidir.
116-Medeniyet tasavvuruna uygun inşâ fikri telif edilmelidir.
117-İnşâ fikrinin ilk tatbikatı olan teşkilat ve müessese fikri üretilmelidir.

BİRİNCİ FASIL-MAARİFİN İNŞÂSI-

118-Maârif anlayışı, istiklâlin ön şartıdır.
119-İslâm’ın bilgi evreni içinde bir maârif anlayışı telif, maârif nizâmı tesis edilmelidir.
120-Batının “gelişmiş hayvan” telakkisinden arınmış ve Hz. İnsanı esas alan bir maârif anlayışı geliştirilmelidir.
121-İslâm’ın hususi müesseseleri olan mektep ve medrese telakkisi ihyâ ve yeniden imal edilmelidir.
122-Kendi tedrisat anlayışımız ve usullerimiz geliştirilmelidir.
123-Kendi akıl terkibimiz için “Akl-ı Selim Mektebi” kurulmalı ve tedrisatın merkezi ve maksadı haline getirilmelidir.
124-Ümmetin vazgeçilmez kıymetleri olan dehâları için “Deha Mektebi” kurulmalıdır.
125-Ümmetin sevk ve idaresi için “Enderun Mektebi” kurulmalıdır.

İKİNCİ FASIL-ŞAHSİYETİN İNŞÂSI-

126-İman, ahlâk, akl-ı selim silsilesine uygun Müslüman şahsiyet mimarisi terkip edilmelidir.
127-Müslüman ferd; ümmeti ve insanlığı ihata edecek çapta bir şahsiyete sâhip olmalıdır.
128-Müslüman şahsiyet; insanlığın tezatlarını ve çatışmalarını hal edecek ve terkibe erdirecek bir numune olmalıdır.
129-Müslüman şahsiyet; mükellefiyetlere riayette keskin bir idrâk ve hassasiyet, haklarından feragat etmekte yüce bir ahlâk sahibi olmalıdır.
130-Müslüman şahsiyet; hakikat kaygısında müteyakkız, hakikat arayışında cehd sahibi olmalıdır.
131-Müslüman şahsiyet; hayâtın altyapısını oluşturacak derecede emniyet ve itimat sahibi olmalıdır.

ÜÇÜNCÜ FASIL-CEMİYETİN İNŞÂSI-

132-Müslüman cemiyet, şahsiyetler üzerine bina edilmiştir.
133-Şahsiyet inşâsında zafiyete düşen ferd, ahlâk ve edeple mukayyettir.
134-İslâmi hayât, şahsiyet ile cemiyeti üstün muvazeneye kavuşturan nizâmi akıştır.
135-İslâm cemiyetinde tezat ve çatışma yoktur, tesanüt ve feragat vardır.
136-İslâm cemiyetinde hukuk, ahlâk tarafından kuşatılmıştır, hem hukuktan önce hem de hukuktan sonra ahlâk vardır.
137-İslâm cemiyetinde hayât, hukuk tarafından muhafaza altına alınmıştır.
138-İslâm cemiyetinde hayât, hukukî mahfaza içinde fakat ahlâkın munis mecralarında akar.
139-İslâm cemiyetinde, ahlâkla meselesini halledemeyen fertler için hukukun keskin kılıcı hazır bekler.

DÖRDÜNCÜ FASIL-DEVLETİN İNŞÂSI-

140-Hâkimiyet Hakkın, iktidar halkındır.
141-İktidar üzerinde özel mülkiyet kurulamaz.
142-Şahıs veya gurupların iktidar imtiyazı yoktur.
143-İktidar ile halk ihtilafa düşerse, haklı olan halktır.
144-Halkı katleden ordu, düşman ordusudur.
*
145-İktidarın inşâ ve iktisabı, seçimledir.
146-İktidarın meşruiyet kaynağı, Şeriat ve Şuradır.
147-İhtilaftan önce istişare vardır.
148-İstişare imkânı olmayanın iktidarı tenkit hakkı vardır.
149-Siyasî muhalefet mümkün, hakkın inkârı muhaldir.
150-Muhaliflerin ve azınlıkların hukuku muhafaza altındadır.
*
151-Şeriat adalettir, adaletin ön şartı olan “doğru hukuk”tur.
152-İslâm devletinde kaza teşkilatının bağımsızlığından önce hukuk bağımsızlığı mevcuttur.
153-Hakkın hâkimiyeti altında, Hakkın yarattığı her varlığın hakları korunmuştur.
154-Adalet, her şeyin kendi kıymet ve tesir merkezinde olmasıdır.
155-Adalet, hukukî çerçevede hak ve mükellefiyetler haritasıyla maruf ve malumdur.
156-Adalet, ahlâkî çerçevede, feragat ve mesuliyet haritasıyla caridir.
157-Adaletin birinci şartı doğru hukuk, ikinci şartı doğru tatbikattır.
158-Hükumet birinci şarta bağlıdır, ikinci şart hükumete bağlanmıştır.
159-Kaza faaliyeti; ihtilafların doğru hukuk ve doğru muhakemeyle hallidir.

BEŞİNCİ FASIL-MEDENİYETİN İNŞÂSI-

160-İslâm medeniyeti, yeryüzünü mescid nezahetinde imar etmekle mükelleftir.
161-İslâm medeniyeti, tüm insanlığın müspet mizaç ve ahlâk hususiyetlerini terkip ve temsil etmekle mükelleftir.
162-İslâm medeniyeti, tüm insanlığı temsil edecek bir cemiyet inşâ etmekle mükelleftir.
163-İslâm medeniyeti, hükmetme ve müeyyide tatbik etme ihtiyacı asgariye inmiş devlet kurmakla mükelleftir.
164-İslâm medeniyeti, tüm varlığın haklarını zerre hesabıyla teslim eden bir adalet ikame etmekle mükelleftir.
165-İslâm medeniyeti, hak ve hürriyetleri, feragat ve fedakârlıkla birbirine raptedecek ahlâkî altyapı kurmakla mükelleftir.

DÖRDÜNCÜ KISIM-TEMSİL

BİRİNCİ FASIL-İSLÂM’I TEMSİL-

166-Müslüman, İslâm’ın “hakikat” olduğunu şahsiyet ve hayâtıyla ispat etmelidir.
167-Müslüman, “insanın ne olduğunu” fikren ve fiilen gösteren şahsiyet terkibidir.
168-Müslüman, insanlığın ahlâk, asalet ve şerefini temsil eden şahsiyettir.
169-Müslüman, insanla hayvan arasındaki sınırı; kırılmaz, yıkılmaz, aşılmaz şekilde ören iman abidesidir.
170-Müslüman, “Hz. İnsan”dır.
*
171-Müslüman şahsiyet; ruh ile bedenin harikulade tertip kıvamıdır.
172-Müslüman şahsiyet; iman, ahlâk ve hayâtın muhteşem terkip mimarisidir.
*
173-İnsan, Allah Azze ve Celle’nin halifesi olarak yaratılmıştır, hilafetin şartlar manzumesi İslâm’ın kendisidir.
174-Dünya müminlere mescid kılınmıştır, dünyayı mescid kadar nezih bir mekân haline getirmek Müslümanın mesuliyet ve memuriyetidir.

İKİNCİ FASIL-İNSANLIĞI TEMSİL-

175-Müslüman hem emindir hem de emniyetin teminatıdır.
176-Müslüman, insanlığın itibar ve itimat mümessilidir.
177-Müslüman, canı aziz bilen ve insanlığın can emniyeti için canını feda eden kahramandır.
178-Müslüman, insanlığın akıl emniyetini temin için akıl üstü gayret sahibidir.
179-Müslüman, insanlığın din emniyetini sağlamayı, bizzat dininin emri bilen samimiyet heykelidir.
180-Müslüman, insanlığın nesil emniyetini temin için aç kalmayı göze alan cefakârdır.
181-Müslüman, insanlığın mal emniyetini temin için tüm servetini harcayan ahlâk abidesidir.

ÜÇÜNCÜ FASIL-AHLÂKÎ TEMSİL-

182-Ahlâkın özü, samimiyet, emniyet, itimat ve feragattir.
183-İslâm; hukukla hak ve mükellefiyetleri teminat altına alır, ahlâkla haklardan feragatin ruhi derinliğini telif ve tavsiye eder.
184-Hukuk yaşamak içindir, ahlâk yaşatmak içindir.
185-Müslüman şahsiyet ve cemiyet, tüm insanlığın yaşaması için tüm haklarından feragat edecek ahlâkla mücehhezdir.
186-Nizâmı ayakta tutan sütun kuvvet, nizâmı yıkan ise zafiyetin oluşturduğu boşluktur.
187-Ahlâk, üstün nizâmın tesisi için, hayâtta hiçbir boşluk bırakmayacak bir fedakârlıktır.
188-Müslüman şahsiyet ve cemiyet; fakirin, mağdurun, mazlumun hayâtta oluşturduğu boşlukları dolduracak ve onların asgari ihtiyaçlarını karşılayacak bir ahlâk abidesidir.
189-Ahlâk; kulakları çınlatırcasına hak iddiasında bulunmak değil, haklarından feragat etmenin engin sükûnetidir.
190-İslâm Hukuku “senin hakkın senin, benim hakkım benim” der, İslâm ahlâkı “senin hakkın senin, benim hakkım da senin” der, İslâm adabı “ne senin ne de benim, mülk Allah’ındır” der.
191-Ahlâkın zirvesi, “Mülk Allah’ındır” hükmünde mahfuzdur.

DÖRCÜNCÜ FASIL-NİZAMI TEMSİL-

192-Nizâm hayâttır, nizâmı temsil etmek, hayâtı temsil etmektir.
193-Nizâm emniyet havzasıdır, nizâmı temsil etmek, sulh vatanı kurmaktır.
194-Nizâm bizatihi adalettir, nizâmı temsil etmek, adaletin tesis ve tevziini üstlenmektir.
195-Nizâm; emniyet ve hürriyetin üstün muvazene terkibidir; nizâmı temsil etmek, hürriyetin emniyetini sağlamaktır.
196-“İslâm; zıt kutuplar arası muvazenenin üstün nizâmıdır”.
197-İslâm; nizâmın yegâne temsilcisidir.
198-Müslüman; nizâmı tesis ve muhafaza edecek yegâne şahsiyet terkibidir.
199-İslâm nizâmı; yeryüzündeki sulh ve selamet vatanıdır.

BEŞİNCİ FASIL-EMNİYETİ TEMSİL-

200-Emniyet, hayâtın altyapısıdır.
201-Emniyet; iffet, şeref ve asaletin mahfazasıdır.
202-Hürriyet; iffet, şeref ve asaletin harekete geçmiş halidir.
203-Hürriyet ile emniyet, hareket ile güzergâh gibidir.
204-Güzergâhsız hareket, hayvan serbestliğidir.
205-Emniyet ile hürriyet telif edilerek nizâm inşâ edilmelidir.
206-İslâm, aslî meselelerde hürriyet, talî meselelerde emniyet sahibidir.
207-İslâm, emniyeti inşâ, hürriyeti muhafaza eder.
208-Müslüman şahsiyet, cemiyet ve devlet; emniyeti inşâ, ikame ve muhafaza ile mükelleftir.
209-Müslüman şahsiyet emniyetin sütunudur, Müslüman cemiyet emniyetli hayâttır, İslâm devleti emniyetin muhafızıdır.

ALTINCI FASIL-HÜRRİYETİ TEMSİL-

210-Neticesi kaos olan hareketin adı hürriyet değil, anarşidir.
211-Hayât; nizâm ile hürriyetin mütekâmil muvazenesindeki üstün terkiptir.
212-Hürriyet, müstakil bir mevzu değil, nizâm ile birlikte hayâtı mümkün ve daim kılan meseledir.
213-Hürriyet aslî meselelerdeki tercih imkânıdır, talî meselelerde tabi olmak esastır.
214-Ufku en geniş olan hürriyet, nizâm tercihindeki serbestliktir, tercih edilen nizâma riayet zarurettir.
215-Nizâm tercihi, din seçmek, dünya görüşü seçmek, ahlâk anlayışı seçmektir.
216-Aslî meselelerdeki tercihe aykırı hareket, hürriyet değil şahsiyetsizliktir.
217-Aslî meselelerdeki tercihe aykırı hareketi hürriyet olarak târif etmek, hayâtı akıl, tefekkür ve irâdeden tecrit etmektir.
218-Akıl, büyük tercihler yapmakla mükelleftir, talî meselelerde hürriyet aramak ucuzluktur.
219-Aslî meselelerin tercihinde hürriyet nizâmın, talî meselelerdeki hürriyet kaosun sebebidir.
220-İslâm, insanları aslî tercihlerinde hür, talî meselelerde tabi kılar.
221-İslâm, aslî tercihlerde emniyeti, talî meselelerde tabiiyeti sağlar.

BEŞİNCİ KISIM-TAARRUZ

BİRİNCİ FASIL-İLMÎ TAARRUZ-

222-Bilgi ve ilim emniyeti acil meselelerdendir.
223-Bilgi ve ilim, batı işgâlinden ve sahtekârlıktan korunmalıdır.
224-Bilginin emniyet ve sıhhatini bozan her türlü saldırı nereden gelirse gelsin durdurulmalıdır.
225-Bilginin emniyet ve sıhhati, devletler ve milletlerarası şirketlere karşı korunmalıdır.
226-Bilgi telakkisi ve ilmi faaliyetler, batı tasallutundan kurtarılmalıdır.
227-Muteber, mutemet ve sahih bilgi havzası oluşturulmalıdır.
228-Anadolu, insanlığın bilgi karargâhı ve havzası haline getirilmelidir.
229-İslâm’ın bilgi ve ilim telakkisi ihyâ ve yeniden inşâ edilmelidir.
230-İslâm’ın bilgi evreni ihyâ ve yeniden inşâ edilmelidir.
231-Hem ümmetin hem de insanlığın her türlü bilgi ihtiyacı karşılanmalıdır.

İKİNCİ FASIL-AHLÂKÎ TAARRUZ-

232-İnsanlar üzerinde müessiriyeti en yüksek olan kıymet ahlâktır.
233-Ahlâk, şekilden ibaret kurallar toplamı değil, bünyeleşmiş bir şahsiyet terkibidir.
234-Ahlâkın müessiriyetindeki kuvvet, sahtelerinin tasallutunu celbeder.
235-Ahlâk, yalnız başına dünyanın fethi için kâfi bir kuvvettir.
236-Müslümanların Hz. Resul-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselama sadakati, O’nun ahlâkını kuşanmaktır.
237-Hiçbir kuvvet ve strateji, ahlâka galip değildir.
238-Ahlâk, hem insan hem de hayât telakkisidir.
239-Emniyet ve nizâm, yeryüzünde değil, insanın zihnî ve kalbi evreninde inşâ edilir, edilmelidir.
240-Ahlâk, nizâmın öncelikle insanın zihnî ve kalbi evreninde inşâ edilmiş halidir.
241-Ahlâkın zapt etmediği insanı, hiçbir emniyet tedbiri zapt edemez.
242-Ümmet, şahsiyet haline gelmiş ahlâk abidesi olmalıdır.
243-Fethedilmeyecek tek kale, ahlâk kalesidir.
244-İnsanlığa dönük en büyük hareket, ahlâkın tecessüm ettiği vatanın inşasıdır.
245-Müslümanlar, ahlâkın müşahhas misali haline gelmelidir.

ÜÇÜNCÜ FASIL-MEDENÎ TAARRUZ-

246-Dünya, Müslümanların bağlı olduğu bir çerçeve görmeli, o çerçeveye göre değerlendirmelidir.
247-Medeniyet Beyannâmesiyle çizilen çerçeveye bağlı kalınacağı taahhüt edilmelidir.
248-Müslümanlar adına kurulduğu iddiasıyla ortaya çıkan örgütler, Medeniyet Beyannâmesine aykırı davrandığında ümmet tarafından dışlanmalı ve Müslümanları temsil etmediği açıklanmalıdır.
249-İslâm adına konuşacak kişi ve kuruluşlar beyannâmeye sadık kalmalıdır.
250-Beyannâmeye aykırı davrananlar, öncelikle Müslümanlar tarafından tenkit ve mahkûm edilmelidir.
251-Medeniyet Şurası, Müslümanlarla ilgili gündeme gelen her meseleye dair değerlendirme yapmalı, inisiyatifi elde tutmalıdır.

ALTINCI KISIM-MEDENİYET ŞURASI

252-Anadolu’da bir Medeniyet Şurası kurulmalıdır.
253-Ümmetin âlimleri, ârifleri, mütefekkirleri, Medeniyet Şurası çatısı altında toplanmalıdır.
254-Müslümanların yaşadığı her ülkeden katılım ve temsil olmalıdır.
255-Medeniyet Şurası, önce medeniyet beyannâmesi üzerinde çalışmalı, nihai çerçeveyi oluşturmalıdır.
256-Medeniyet Şurası, beyannâmeyi İslâm âlemine ve dünyaya ilan etmelidir.
257-Medeniyet Şurası, ümmetin nazarî karargâhının kurulduğunu ve temsil edildiğini açıklamalıdır.
*
258-Medeniyet Şurası, İslâm’ı nazarî sahada temsil etmeli, İslâm dünyaya sözünü bu müesseseyle söylemelidir.
259-Medeniyet Şurası, İslâm dünyasındaki her meseleyle ilgili görüş açıklamalıdır.
260-İslâmi hareket iddiaları şura tarafından tetkik edilmeli ve nihai karara bağlanmalıdır.
261-Şuranın müspet ve menfi kararını, ümmet ölçü kabul etmelidir.

NOT: Beyanname şerh edilmiş ve kitaplaştırılmıştır, osmangazenli@gmail.com adresinden istenebilir.

Share Button