Tabakat Çalışma

TABAKAT ÇALIŞMA PLANI

ÇALIŞMA PLANI

1.SAFHA-ŞAHSİYETLER TABAKATI
Çalışmamızın birinci safhası, şahsiyetler tabakatıdır. Zaten şahsiyetler tabakatı, tabakat çalışmasının temeli ve altyapısıdır.
Şahsiyetler tabakatının çalışma planı, “mevzu haritası” ve “çerçeve” olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Her iki kısımda da özet açıklamalar yapılmıştır.

A-ANA HARİTA
A-1-ŞAHSİYETLER TABAKATI MEVZU HARİTASI

A-1-1-Şahsiyet çeşitleri
A-1-1-1-Arifler
A-1-1-2-Alimler
A-1-1-3-Mütefekkirler
A-1-1-4-Münevverler
A-1-1-5-Sanatçılar
A-1-1-6-Bilim adamları
A-1-1-7-Hareket adamları
A-1-2-Şahsiyetler listesi
A-1-2-1-Alfabetik liste
A-1-2-2-Tasnife göre liste
A-1-2-3-Tarihe göre liste

MEVZU HARİTASININ KISA İZAHI
A-1-ŞAHSİYETLER TABAKATI

Şahsiyetler Tabakatı, yirminci asır Türkiye’sinde ilim, irfan, tefekkür, sanat ve hareket adamlarının listesini çıkarmaya matuftur. Bu Tabakat ile yirminci asır insan kaynaklarımız ve kadrolarımız ortaya çıkacaktır.
Özet olarak fikir ve hareket adamlarımızın listesine sahip olmadığımız, derli toplu efkar-ı umumiyeye arz edemediğimiz için birçok müellif ve hareket adamı unutulmakta, eserleri de kütüphanelerin tozlu raflarına mahkum edilmektedir. Şahsiyetler Tabakatı oluştuğunda hem yirminci asır insan kadromuzla birlikte bir asırlık mücadele tarihimiz de vuzuha kavuşacaktır.

A-1-1-Şahsiyet çeşitleri

Şahsiyet Tabakatının ilk taksimi şahsiyet çeşitleridir. Her dünya görüşü kendi muhtevasıyla mütenasip olarak bir umumi şahsiyet terkibi, bir de farklı sahalara münhasır şahsiyet terkipleri inşa etmiştir. Müslüman şahsiyet terkibi, Müslümanları diğer din ve dünya görüşlerinden tefrik eden umumi şahsiyet çeşididir. Bununla birlikte İslam’ın muhteva yekununa farklı mecralardan muhatap olan şahsiyet terkip ve çeşitleri mevcuttur. İslam’ın inşa ettiği şahsiyet çeşitlerinin nazari izahlarıyla birlikte yirminci asır Türkiye’sindeki canlı misallerini bilmemiz, tanımamız, faydalanmamız lazım.

A-1-1-1-Arifler

Arif veya veli şahsiyet çeşidi, İslam’ın teklif ve inşa ettiği şahsiyet terkiplerinin zirvesidir. İslam’ın irfan mecrası ile meşgul olan bu şahsiyet çeşidi; bilgi, ilim, tefekkür ve sanatın mütekamil mümessilidir. İrfan mecrası; ilim, tefekkür ve sanat mecralarını beslediği için ayrıca mühimdir.
Bu şahsiyet çeşidini arayacağımız havza, tasavvuftur. Ülkemizde ne kadar tarikat kolu olduğu, ne kadar veli şahsiyet terkibinin gerçekleştiği ve yaşadığı bilinmelidir.

A-1-1-2-Alimler

Yirminci asır Türkiye’sinde “alim” şahsiyeti maalesef kaybettik. Asrın başlarında Osmanlıdan intikal eden medeniyet bakiyesi alim şahsiyetler mevcut. Onların bir kısmı idam edildi, bir kısmı yurt dışına (umumiyetle Mısır’a) gitmek zorunda kaldı. Ülkede kalabilenler ise medreselerimizi kapatıldığı ve İslami tedrisat yasaklandığı için talebe yetiştiremedi. Muhakkak ki hayatlarını boşuna harcamadılar, canhıraş bir çabayla mesuliyetlerini yerine getirmeye çalıştılar. Ne var ki müessesesi (medresesi) olmayan tedrisattan ortaya çıkacak verim hamdır.
Malumdur ki İlahiyat fakültelerindeki tedrisattan profesör yetişir ama “alim” yetişmez. Her şeye rağmen az sayıda da olsa “alim” şahsiyetlerin yetiştiği Anadolu tetkik edilmeli, o şahsiyetler tespit edilmeli, eserleri ve mücadeleleri insanların faydalanabileceği hale getirilmelidir.

A-1-1-3-Mütefekkirler

Mütefekkir, en basit tarifiyle külliyat çapında fikir sahibi olan şahsiyettir. Herhangi bir veya birkaç meselede fikir sahibi olmak değil, temel meseleleri belli bir seviyeye kadar anlamış, dünya görüşü tasavvuruna sahip, büyük terkibin sırrına ermiş veya o istikamette mesafe almış tefekkür ehli… Mesele şu ki; mütefekkir şahsiyet terkibinin misalinin bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olduğu yirminci asır Türkiye’si, kelimeler arasında “ilginç irtibat kurma” becerisini gösterenlere mütefekkir muamelesi yapmış ve yapmaya devam etmektedir.
Mütefekkir külliyat sahibi insandır ve ender bulunan kıymettir. Yirminci asır Türkiye’sindeki mütefekkirleri (ki aynı zamanda külliyatları) tespit etmek ve okuyucuya tanıtmak tarihi bir mesuliyettir.

A-1-1-4-Münevverler

Alim ve mütefekkir yetişmez oldu, arifler de zaten “ben varım” edalarıyla ortada salınmazlar. Alim ve mütefekkirin sayılı olduğu, ariflerin ise aranıp bulunması gerektiği bir vasatta, azdan çoktan bir şeyler bilen veya anlayanlara münevver denmesi adet oldu. Ülkenin efkar-ı umumiyesini oluşturanlar alim, arif ve mütefekkir tarifine uymayınca, onların seviyesinde olmadığı en azından insiyaki olarak anlaşılınca “münevver” mefhumunu icat etmek gerekti. Bu sebeple ayrı bir münevver sınıf teşkil etmek gerekti. Münevver mefhumu üzerinden bir sınıf oluşturulmasa tetkik eksik kalacaktı. Münevver sınıfı teşkil edilmese, birçok insan ne alim, ne arif, ne de mütefekkir tarifine uymadığı için nasıl tetkik edileceği sorusu cevapsız kalacaktı.

A-1-1-5-Sanatçılar

İslam medeniyeti, temelde 3+1 sayıda şahsiyet terkibi yetiştirmişti, bunlar; alim, arif, mütefekkirdi ve bir de devlet adamı yani tatbikatçı, hareket adamı hüviyetindeydi. Kadimde sanatkar, müstakil şahsiyet terkibi değildi, ya alim-sanatkar, ya arif-sanatkar ya da mütefekkir-sanatkardı. Ümmetin kaos çağı olan yirminci asır, alim, arif ve mütefekkir şahsiyetleri yetiştiremez, yetiştirdikleri de hayata vaziyet edemez hale gelince, “sanatkar” müstakil bir şahsiyet terkibi haline geldi. Bu gelişme muhakkak ki marazi bir durumdur. Ne var ki sanatkar şahsiyetleri ayrı bir sınıf olarak tetkik etme ihtiyacı hasıl oldu.

A-1-1-6-Bilim adamları

Alim şahsiyetin ilk ve temel hususiyeti, İslam ilim telakkisine mensup olmak ve bu mensubiyeti hayati seviyede muhafaza etmektir. Alim kalmayınca İslam ilim telakkisi de unutuldu, batının bilgi işgaliyle birlikte bilim adamları yetişti. Bilim adamları, batının bilim anlayışına mensup veya onun da ilim olabileceğine ikna olmuş kişilerdir. Batı bilim anlayışını ret ve tenkit etmeyen, kendi ilim telakkimize bağlılığı hayati derecede görmeyen kişiler yetişti. Bunları “alim” şahsiyet olarak tarif ve tavsif edemeyeceğimize göre ayrı bir sınıf (onların diliyle kategori) açma ihtiyacı hasıl oldu.

A-1-1-7-Hareket adamları

Alim, arif, mütefekkir ve sanatkar olmayan fakat bu mecralarda keşif ve telif edilen ilim, irfan, fikir, hikmet ve sair nazari kıymetleri tatbik etmek, mücadelesini vermek gibi hareket ve tatbikat adamlarını müstakil bir sınıf olarak tetkik etmek gerekiyor. Siyasetten içtimaiyata, iktisattan ticarete, ahlaktan edebe kadar hayatın tatbikatına dair her sahada boy gösteren, ümmetin mücadelesini yürüten hamle ve hareket adamlarını bu başlık altında tetkik etmek çabasındayız.

A-1-2-Şahsiyetler listesi

Şahsiyet tasnifine (çeşitlerine) göre şahsiyetlerin listesi çıkarılmalıdır. Öncelikle hangi sahada ne kadar insanımız olduğunu bilmemiz gerekiyor. Her sahadaki insan kadromuz tespit edilemediğinde, kendi kaynaklarımıza ulaşmak da zorlaşıyor. Batının bilgi (epistemolojik) işgalinin derinleştiği son bir-iki asırda, bilgiyi doğrudan ve gümrüksüz şekilde batıdan almak itiyat haline geldi. En azından kendi kadromuzu bilmeli, onlara yönelmeliyiz. Kullanma, ulaşma ve faydalanma cihetleriyle farklı listeler çıkarılmalıdır.

A-1-2-1-Alfabetik liste

Alfabetik liste bilindiği üzere doğrudan isim arama kolaylığı oluşturur. Şahıs arama ihtiyacı olanlar için bir rehber mahiyetinde olacaktır.

A-1-2-2-Tasnife göre liste

Şahsiyet çeşitlerinin tasnifi esas alınarak hazırlanacak liste… Bu liste, bir şahsiyet çeşidi içinde arama yapmak gerektiğinde müracaat edilir. Aynı şahsiyet çeşidiyle ilgili ne kadar kadromuz olduğunu göstermesi bakımından faydalıdır.

A-1-2-3-Tarihe göre liste

Tarihi (doğum ve ölüm yıllarını) esas alarak hazırlanacak liste… Bu liste aynı zamanda müellifler arasındaki çağdaşlığı da gösterir ki, birbiriyle irtibatlarını tespit bakımından mühimdir.

B-1-ŞAHSİYETLER TABAKATI ÇERÇEVESİ

B-1-1-Terceme-i hal
B-1-1-1-Hayat hikayesi
B-1-1-2-Ruhi hayatı
B-1-1-3-Fikri hayatı
B-1-1-4-İçtimai hayatı
B-1-1-5-Siyasi hayatı
B-1-2-Silsile
B-1-2-1-Tasavvuf silsilesi
B-1-2-2-İlmi silsile
B-1-2-3-Fikri silsile
B-1-3-Eserleri
B-1-3-1-Eser listesi
B-1-3-2-İlmi eserler
B-1-3-3-İrfani eserler
B-1-3-4-Fikri eserler
B-1-3-5-Sanat eserleri
B-1-3-6-Müessese eserleri (kurduğu müesseseler)
B-1-4-Mücadelesi
B-1-4-1-Fikri mücadelesi
B-1-4-2-Siyasi mücadelesi
B-1-4-3-İçtimai mücadelesi
B-1-5-Münasebetleri
B-1-5-1-Münasebet ağı

B-ÇERÇEVENİN KISA İZAHI

Çerçeve başlığı, çalışmanın nasıl yapılacağını, neleri ihtiva ettiğini gösterir. Ana harita tasniftir, Tabakat çalışmaları o tasnif esas alarak yapılır ve neşredilir. Çerçeve başlığı altında ise ana haritadaki mevzuların nasıl tetkik edileceği gösterilmiştir.

B-1-ŞAHSİYETLER ÇERÇEVESİ

B-1-1-Terceme-i hal

Şahsiyetlerin terceme-i halini kayıt altına almalıyız. Şahsiyeti tüm cihetleri ve hususiyetleriyle tanımalı ve tanıtmalıyız. Meşhur olanların bilindiği veya bilinebilir hale geldiği, çünkü haklarında çalışmalar yapılmış halde ama meşhur olmamış kıymetlerimiz unutulmaya yüz tuttu. Meşhur olan şahsiyetlerin de Tabakat çerçevesine alınması, mevzu haritamıza göre tespit ve takyit edilmesi lüzumu, yirminci asır Tabakatını derli toplu çıkarmak için ihtiyaçtır.

B-1-1-1-Hayat hikayesi

Şahsiyeti kısa hayat hikayesi hazırlanmalıdır. Bu başlık altında hazırlanacak olan hayat hikayesi, hadise yekunundan ibarettir ve bir nevi kuru biyografi mahiyeti taşır. Öncelikle hayat hikayesinin tarihi seyir (kronolojik) içinde tespiti lüzumu var. Bu metin, şahsiyetin sair çalışma sahalarının dibacesi mahiyetindedir.

B-1-1-2-Ruhi hayatı

Şahsiyet Tabakatının esası bu başlık altında tetkik edilir. Ruhi hayat, bir insanın şahsiyetini tarif etmekte birinci derecede tayin edicidir. Bir insanın ruhi hayatı yazılmamışsa, onun şahsiyet terkibi idrak ve izah edilememiştir.
Ruhi hayat, insanın ruhi hususiyetlerinin tespiti ile başlar, ruhi (kalbi ve zihni) süreçleri ile devam eder, nihayet ruhi inkişaf ve terakkisinin ufkunu tespit ile ikmal olunur. Hangi mecraya neden mensup olduğu, hangi fikre neden itibar ettiği, hangi fikri nasıl imal ettiği gibi meseleler, ruh dünyasında anlaşılabilir.

B-1-1-3-Fikri hayatı

Şahsiyetin en bariz ve en kıymetli tezahürü, fikri hayatıdır. Temel mensubiyetleri nedir, umumi manada İslam’a bakışı, İslam anlayışı nedir? Mesela Ehl-i Sünnet mecrasına mensup olup olmaması veya yenilikçi (bidatçı) olup olmadığı gibi temel meseleler…
Fikri hayatın ana meselelerinden birisi de, şahsiyetin bizzat keşif ve telif ettiği fikir veya fikriyattır. Önce mensubiyet haritası çıkarılır sonra varsa kendi telif ve keşif çalışmaları tetkik edilir.

B-1-1-4-İçtimai hayatı

Şahsiyetin hayatı nasıl yaşadığı, halkla münasebet yoğunluğu, ferdi-içtimai hayat muvazenesi gibi meseleler bu başlık altında tetkik edilir. Ulaşılabilir biri olup olmadığı, insanların meseleleriyle hangi derecede ilgilendiği, talebe edinip edinmediği gibi meseleler bu başlığın mevzusudur.

B-1-1-5-Siyasi hayatı

Bu başlık altında siyaset ile münasebetler tetkik edilir. Siyasetçiler ve siyasete doğrudan veya dolaylı müdahale eden şahsiyetler için böyle bir başlık açılır.

B-1-2-Silsile

Silsile mühimdir, şahsiyet olmanın ilk şartıdır, zira silsile neseptir. Ümmet kadimden beri ne çekmişse nesepsizlerden çekmiştir. Nesep sadece ailevi (soybağı) manasında anlaşılır, doğru değildir, her sahada nesep mevcuttur. Bir mütefekkir için fikri nesep silsilesi, bir alim için ilmi nesep silsilesi, bir arif (veli) için tasavvuf silsilesi vaki ve zaruridir.

B-1-2-1-Tasavvuf silsilesi

Tasavvuf müessesesi, on dört asırdır silsilesini muhafaza etmiş tek mecradır. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’dan başlamak üzere günümüze kadar gelen, bu cihetle de nesebi en sıhhatli ve muhkem olan mecradır. Şahsiyet, tasavvuf ehliyse doğrudan silsile tespit edilmelidir, ilim ve tefekkür ehliyse aynı zamanda tasavvuf intisabı da olup olmadığı tetkik ve tespit edilmelidir.

B-1-2-2-İlmi silsile

İlmi silsile de tasavvufi silsile gibi Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’dan başlamak üzere yirminci asra kadar medreselerde muhafaza ve temadi ettirilmiştir. Yirminci asırda medreselerin kapatılmasıyla birlikte silsile kopmuş, ilmi nesebi olmayan nevzuhur tipler hezeyan saçmaya başlamıştır. Yirminci asır Türkiye’sindeki yerli oryantalistlerin tamamı, ilmi silsileye sahip olmayan bidat ehlidir. Özellikle ilim adamları için ilmi silsilenin tespiti hayati ehemmiyettedir. Medrese tahsili olmayan, ilmi silsileye doğrudan bağlı olmayan ilim adamlarının, nasıl bir nispet ve irtibat ağı içinde oldukları tetkik edilmelidir.

B-1-2-3-Fikri silsile

İslam tefekkür mecrası kadimden beri müstakil hale gelmemiş, tefekkür; tasavvuf ve medrese tarafından temsil edilmiştir. Bu sebeple fikri silsile, medrese veya tekkeye nispet edilmiştir. Muhakkak ki kadimde yer yer bir mütefekkire nispet edildiği görülmüştür. Yirminci asırda ise külliyat (fikriyat) sahibi fikir adamları ile nispet ve nesep bağı kurma teşebbüsleri başlamıştır. Fikri nesep, fikir adamları için hayati ehemmiyet taşıyan bu husustur, kendini bir külliyata (fikir adamına) veya bir medreseye veya tasavvufa nispet edip etmedikleri tespit edilmelidir.

B-1-3-Eserleri

Şahsiyetlerin eserlerinin tamamı tespit edilmeli ve listelenmelidir. Eser sadece kitaptan ibaret değildir, her türlü eseri, mesela kurdukları müesseseler, yetiştirdikleri talebeleri ila ahir kayıt altın alınmalıdır. Bir insanın dünyadaki müktesebatı, eser yekunudur. Eser bırakan yaşamıştır, eser bırakmayan yaşamamıştır.

B-1-3-1-Eser listesi

Eserleri tespit edilmeli, listelenmeli, tetkik çalışmalarında ulaşılabilir ve kullanılabilir hale getirilmelidir. Bir şahsiyetin ne kadar eseri varsa toplu liste halinde kayıt altına alınmalıdır. Toplu liste çıkarıldıktan sonra aşağıdaki başlıklar altında tasnif edilmelidir.

B-1-3-2-İlmi eserler

Alimlerin veya ilmi çalışması olan şahsiyetlerin ilmi eserleri bu başlık altında tespit edilmelidir. İlmi eserler ilmi usule riayet ederek hazırlanmış olacağı için bu hususun tetkiki gerekir. İlmi usule riayet etmeyenlerin ilmi eseri yok demektir.
Müellifin ilmi eserlerini hangi ilim telakkisine tabi olarak telif ettiği tespit edilmelidir. Batı bilim telakkisine mi yoksa İslam ilim telakkisine mi bağlı olduğu hususi bir meseledir ve muhakkak tespiti lazımdır.

B-1-3-3-İrfani eserler

İrfan mecrasına ait eserlerdir. Tasavvuf ehli tarafından veya tasavvufa ait meseleler üzerine telif edilen eserlerdir. Tasavvufun reddine ve inkarına dair eserler bu başlık altında tespit ve kayıt edilmez. Müellifin irfan mecrasına ait eserlerini, irfan usulüne uygun olarak telif edip etmediği tetkik ve tespit edilmelidir.

B-1-3-4-Fikri eserler

Fikri eserler, öncelikle mütefekkirleridir. Bununla birlikte mütefekkir olmasa da, fikri çalışma yapanlar mevcuttur. Zira fikri eser telif ede ede mütefekkir olunur, mütefekkir olamayıp ara menzilde kalanların da fikri eserleri bulunabilir. Mütefekkir olmanın en basit ölçüsü, külliyat çapında eser vermektir. Külliyat çapında imal-i fikirde bulunmamış insanların fikri eserleri olabilir ve bunlar kayıt altına alınmalıdır.

B-1-3-5-Sanat eserleri

Alim, arif ve mütefekkirlerin aynı zamanda sanat eserleri (özellikle de şiirleri) bulunmaktadır. Bununla beraber alim, arif ve mütefekkir olmayan sanatçılar bulunmaktadır ki, bunları eserleri tespit edilmelidir. Sanat eserlerini İslam sanat telakkisine bağlı olup olmadığının tespiti hususiyet ve ehemmiyet arz eder, azami dikkat edilmelidir.

B-1-3-6-Müessese eserleri (kurduğu müesseseler)

Kurucu şahsiyet kıymetinde birçok insan yaşadı, bir kısmının ciddi sayıda müessese inşa ettiği malum. Meselenin sadece kitapla sınırlı tutulması veya böyle anlaşılması, birçok şahsiyetimizin unutulmasına sebep oluyor. Hayatın ortasına dikilen ve cemiyeti ayakta tutan sayısız müessesenin kurucuları unutuldu. Yakın zamana kadar yasak olması sebebiyle gayriresmi olarak kurulan ve varlığını devam ettiren medreseler tespit edilmediğinde, kurucuları, müderrisleri ve talebeleri unutulmaya mahkum olacaktır. Keza ciddi çalışmalar yapan vakıflar, dernekler ila ahir…

B-1-3-7-Talebeleri

İlim, irfan ve tefekkür geleneği muhakkak ki Hoca-Talebe silsilesiyle devam eder. Geleneğin devamı cihetinden bakıldığında talebe yetiştirmek kitap yazmaktan daha mühimdir. Hiç kitap telif etmeyen veya az sayıda kitap telif eden, bu sebeple de efkar-ı umumiyede görünmeyen, tanınmayan, buna mukabil çok sayıda talebe yetiştiren zevat-ı kiramın unutulmasına Müslüman vicdanı razı olmamalıdır.

B-1-4-Mücadelesi

Cumhuriyet projesi, Türkiye’de İslam’ın en küçük izini bile silmek için başlatılmış, bir müddet ağır zulümle yürütülmüş, sonra demokratik kisve altında devam etmiştir. Ağır zulüm döneminde Kur’an-ı Kerim (hatta bir cüz) bile bulunamamış, insanlar namaz kılacak kadar sureyi birbirine ezberletmiştir. Bu kadar çetin ve ağır şartlarda mücadele eden ve isimleri bile unutulan kahramanlarımızı hatırlama zamanı gelmiş olmalıdır. Şapka meselesinde ser vermekten imtina etmeyen, ser vermeyip de talebe yetiştirmeye gayret eden her tür kahramanın kaydının tutulması manevi mesuliyetlerimizdendir.

B-1-4-1-Fikri mücadelesi

Yirminci asırda yetişen şahsiyetlerimizin fikri ve ilmi mücadeleleri bu başlık altında tespit edilmelidir. Allah ve ahlaktan bahsetmenin yasak olduğu dönemlerde fikri ve ilmi mücadele yürütenlerin, bilgi kıtlığı döneminde neler yaşadığı bilinmelidir. İlmihal kitabının bile bulunamadığı bir dönemde yürütülen fikri ve ilmi mücadelenin ne kadar kıymetli olduğu unutulmamalıdır.

B-1-4-2-Siyasi mücadelesi

Birinci meclisten itibaren yoğun bir siyasi mücadelenin yaşandığı vakadır. Birinci meclisin lağvedilmesi ve ikinci meclisin kurulması ile mücadele can pahası bir noktaya ulaşmıştır. Doğrudan veya dolaylı olarak çok çetin ve ağır bir siyasi mücadelenin yaşandığı yirminci asır Türkiye’si, bu sahadaki kahramanları da kayıt altına almalı, tecrübe müktesebatını arşivlemelidir.

B-1-4-3-İçtimai mücadelesi

Siyasetin Müslümanlara yasaklandığı veya ağırlaştırıldığı dönemlerde birçok şahsiyet içtimai mücadeleye yönelmiş, siyasi mücadeleyi ertelemiş, halkın talim ve terbiyesi ile meşgul olmuştur. Siyasete açıkça müdahale etmeyen fakat tüm gayretiyle halka yönelen mücadele şekilleri geliştirilmiştir. Stratejik tercih olarak siyasetin ertelenmesinin söz konusu olduğu dönem, halkın Müslüman kalabilmesini temin maksadına matuftur. Dönemin şartlarıyla birlikte bu mücadeleler tespit edilmelidir ki, tercihin devri (konjonktürel) olduğu vuzuha kavuşsun.

B-1-5-Münasebetleri

Şahsiyetlerin münasebet ağının tespitine ihtiyacımız var. Aynı çağda yaşayanların birbiriyle münasebetlerinin ne olduğu, nasıl yürütüldüğü, birbirlerine ne tür destekler verdikleri bilinmelidir.

B-1-5-1-Münasebet ağı

Kimlerin kimlerle tanıştığı, ne tür müşterek çalışmalar yaptığı, birbirlerine muhalefet edip etmedikleri ila ahir…

C-ESER ÇERÇEVESİ

Eser çerçevesi, tüm Tabakat çalışmalarında mevcuttur. Her Tabakat çalışması, neticede eser tetkiki üzerine oturur. Bu sebeple müstakil olarak eser Tabakatı yoktur fakat eser çerçevesi mevcuttur.
Eser çerçevesi, eserler üzerinde nasıl çalışılacağını gösteren güzergah haritasıdır. Eserin kemiyet ve keyfiyet cihetiyle hüviyetini tetkik ve tespit eder.

C-1-Kitaplar

Kitapların birçok zaviyeden hüviyetinin tespit edilmesi gerekiyor. Bir kitabı okumak ve faydalanmak için onun hüviyetinin bilinmesi lüzumu izahtan varestedir. On binlerce kitabın hangisinin okunacağının bilinmesi, okuma programı yapabilmek, ihtiyaç duyulan bilgi ve fikri arayıp bulmak, okunduğunda nasıl faydalanılacağını başta görmek gibi sebeplerle kitapların hüviyetinin tespit edilmesi fevkalade bir hizmet olsa gerek. Yirminci asır ümmet için kaos çağıdır, bu sebeple kitapların itimat edilip edilemeyeceği meselesinin de vuzuha kavuşturulması elzemdir.

C-1-1-Eserin teknik hüviyeti

İlgililer için eserin teknik hüviyeti mühimdir. Herhangi bir okuyucu için ehemmiyet arz etmese de özellikle ilim adamlarının ilmi çalışmaları için lüzumludur.

C-1-1-1-Baskı yeri, tarihi

Eserin baskı yeri ve tarihi gibi teknik bilgiler… Baskı tarihi, özellikle ilk baskı tarihi hayati ehemmiyettedir, zira ilk baskı tarihi eserin muhtevasının intihal olup olmadığı hususunun tespitinde lazımdır. Bir intihal iddiası varsa, kimin kimden intihal ettiğini baskı tarihlerini takip ederek bulma imkanı olduğuna göre, eserin teknik hüviyeti göz ardı edilemez.

C-1-1-2-ISBN numarası

ISBN numarası literatür kaydı için ciddi bir altyapıdır. Muhakkak ki İslam dünyası kendi bilgi evrenini kurmak ve ona uygun bir kitabiyat fihristi (ısbn tertibi yerine) oluşturmak zorundadır.

C-1-1-3-Sayfa sayısı

Eserin sayfa sayısı, ebadı ve sair baskı hususiyetleri tespit edilmelidir.

C-1-2-Kaynak ve mensubiyet tasnifi

Eserin hüviyetini tayin edecek birinci unsur kaynak ve mensubiyet tasnifidir. Eserin hangi ilim telakkisine tabi olduğu meselesi, birinci derecede ehemmiyet arz eder. Eserin muhtevasının hangi bilgi evrenine ait olduğu, muhtevasına mukaddemdir.

C-1-2-1-İslam ilim telakkisine tabi olanlar

Eserin İslam İlim Telakkisine tabi olup olmadığı ilk tetkik edilecek husustur. Müellifin Müslüman olup olmaması, bir-iki asırdır ehemmiyet arz etmez hale geldi. Zira Müslüman müellifler, batı bilim telakkisini esas almaya veya biraz İslam ilim telakkisinden biraz da batı bilim telakkisinden etkilenmekte, eklektik kavrayışa savrulmaktadırlar. Mesele müellifin Müslüman olup olmadığından önce eserin İslam ilim telakkisine tabi olup olmadığı, böyleyse müellifinin İslam ilim telakkisini anlayıp anlamadığı, anlama derecesine göre İslam ilim telakkisi çerçevesinde (İslam’ın bilgi evreni içinde) kalıp kalmadığı hususudur. Müslümanlar bir-iki asırdır farkına varmadan kendi bilgi evrenimizin dışına taşmakta, böylece İslam ilim mecrasını zehirlemektedir.

C-1-2-2-Batı bilim telakkisine tabi olanlar

Batı bilim telakkisine tabi olan Müslüman müelliflerin eserleri bu başlık altında toplanmalıdır. Müslüman olduğu hususunda tereddüdümüz olmayan insanlar, “bilim” dendiğinde batı bilim telakkisini anlamakta, bilimin tek olduğunu ve bizde ve onlarda farklı olamayacağını düşünmektedir. Bu düşünceye savrulan müellifler, derin bir zihni işgale uğramış, en kötüsü de zihni işgale uğradıklarına inanmışlardır. Bunlar, batı tarafından zihinleri işgal edilip, batı bilim telakkisinin gönüllü işçileri haline getirilmiştir. Böylece batı, Müslüman kadroları kendi sahasında istihdam etmiş ve sıfır maliyetle kendi bilim müktesebatını genişletmiştir. Bu mahiyetteki eserler dikkatli şekilde tespit edilmelidir.

C-1-2-3-Eklektik bakışa tabi olanlar

İslam’ın bir ilim telakkisi olabileceğini bilen veya sezen, buna mukabil İslam ilim telakkisinin ne olduğunu derinliğine idrak edemeyen, en azından bazı sahalarda (mesela müspet ilimler mecrasında) batı bilim telakkisi ile İslam ilim telakkisinin aynı olabileceğini düşünenler, eklektik kavrayışa savrulmuştur. Bunların, doğrudan batı bilim telakkisine tabi olanlara nispetle tespiti daha zordur. Tespiti daha zor olduğu için tehlikesi daha fazla ve daha derindir. Eklektik kavrayışa tabi olanların içinde bir gurup var ki, onlar Kur’an-ı Kerimi de mealinden okuyup oryantalist bakışla anlamaya çalışan yerli oryantalistlerdir.

C-1-3-İslam bilgi telakkisindeki tarif ve tasnif

İslam’ın bilgi telakkisine tabi olan eserler, kendi içinde tasnif ve tertip edilir. Bunlar, öncelikle ana mecralar bakımından ilim, irfan, tefekkür ve sanat mecralarından hangisine dahil olduğu tespit edilerek başlanır.

C-1-3-1-İrfan mecrasına ait

Eserin irfan mecrasına ait olması halinde bu husus dikkatle tespit edilir. Tevhid ilimleri tabakatı irfan eserlerinden ve müelliflerinden oluşur.

C-1-3-2-İlim mecrasına ait

İlmi eserler bu başlık altında tespit edilir. İslam ilim mecrası, kadimden beri meşhur olduğu üzere sadece “Ulum-u İslamiye” değil, İslam ilim telakkisine tabi olmak üzere tüm ilimleri muhtevidir. İslam ilim telakkisine tabi olmak şartıyla fizik ilmi de bu çerçevededir, riyaziye ilmi de…

C-1-3-3-Tefekkür mecrasına ait

İslam tefekkür mecrasına ait eserler buradadır. İslami tefekkür cehdi ve teşebbüsü, keşfi ve telifi bu çerçevede tespit edilir.

C-1-3-4-Sanat mecrasına ait

Sanat eserlerinin İslam sanat telakkisine ait olup olmadığı dikkatle tespit edilmelidir. Bu saha girift ve çetindir zira İslam sanat telakkisi üzerindeki çalışmalar fevkalade azdır. İslam sanat telakkisine dair çalışmanın azlığı, bu sahanın vuzuha kavuşmadığını gösterir. Saha vuzuha kavuşmamışsa, bir eserin o sahaya dahil olup olmadığı meselesi çetin işlerdendir.

C-1-4-İslam ilim telakkisindeki tarif ve tasnif

İslam ilim telakkisine tabi olan eserler, kendi içinde ilimlerin tasnif haritasına göre tetkik ve tespit edilir. İslam’ın ilim havzası, bilgiyi zapt altına alma, ona İslam’ın mührünü vurma, sıhhatli bilgi evreni oluşturma gibi mühim işlerin ilmi vahasıdır. İslam’ın ilim havzası ne kadar sıhhatli ve muhkem olursa; irfan, tefekkür, sanat gibi diğer sahalar da o nispette emniyete alınmış olur. Bir eserin İslam ilim telakkisine ait olup olmadığı mevzuu, tüm meselelere mukaddemdir. Bu tespit, ehemmiyetinden dolayı fevkalade bir titizlik ve dikkat ister.

C-1-4-1-Kur’an ilimleri mecrasına ait

Kur’an ilimleri mecrası; mutlak ilim olan Kitap ve Sünnet’in tefsir, şerh ve içtihat haznesidir. Başka bir ifadeyle Kur’an ilimleri mecrası; doğrudan mutlak ilme muhatap olan ilmi mecradır ki, İslam ilim havzasının merkez karargahıdır. Bu karargahtaki küçücük bir zafiyet, merkezden muhite doğru gidildikçe devasa yanlışlara sebep olur. Bir eserin Kur’an ilimleri mecrasına ait olup olmadığı hususu, azami dikkat ile tespit edilmelidir.

C-1-4-2-Tevhid ilimleri mecrasına ait

Eserin tevhid ilimleri mecrasına ait olup olmadığı hayati ehemmiyet taşır. Bunun tespiti azami dikkat ister. Mesuliyeti de aynı nispette yüksektir. Tevhid ilimleri mecrası, Kur’an ilimleri mecrasının derinlik buududur. Derinlik buudu, zor, çetin, girift bir güzergahtır, bu güzergahta çok küçük yanlışlar istikamet hatasına sebep olabilir. Bu sebeple eserin tevhid ilimleri mecrasına ait olup olmadığı ne kadar mühimse, kadim müktesebat uygunluk meselesi de o kadar mühimdir.

C-1-4-3-Beşeri ilimler mecrasına ait

Beşeri ilimler mecrası batı bilim telakkisi tarafından işgal edilmiştir. Psikoloji, sosyoloji gibi sosyal bilimler, beşeri ilimler mecrasını işgal etmiş, İslam ilim telakkisinin beşeri ilimler mecrası olabileceği neredeyse unutulmuştur. Bu sebeple bir eserin bu sahaya ait olduğunun tespiti zordur, zira bu sahanın bize ait çerçevesi, sınırları, merkezi bilinebilir değildir. İslami tefekkür hassasiyeti ve gayreti taşıyan müelliflerin eserleri tetkik edilirken, kendimize ait beşeri ilimler mecrasına dahil edilebilecek olanlar özellikle tespit edilmelidir ki, o eserler o mecranın yeniden açılmasına sebep olabilecektir.

C-1-4-4-Müspet ilimler mecrasına ait

Pozitif bilimler mecrasının “objektif bilim” olduğu hususunda yerleşik kanaat var. Bu sebeple İslam ilim telakkisinin müspet ilimler mecrası olabileceğine ve bunun farklı olabileceğine neredeyse kanaat getiren kimse kalmadı. Bu saha kadar derin bir işgale uğradığımız başka bir alan yoktur ve bu sahada işgal altında olduğumuza kanaat getiren Müslüman müellif de kalmadı maalesef. Bu işgale karşı direnişin bile olmadığı günümüzde, Müslüman müelliflerin bu sahada telif etmeye çalıştığı eserler ayrı bir ehemmiyet taşır. Dikkatli şekilde tespit edilmeli ve dikkatlere sunulmalıdır.

C-1-5-Derinlik tarif ve tasnifi

Eserlerin derinlik cihetiyle tasnifinin yapılması ihtiyacı unutuldu. Derinlik tasnifi, kimlerin hangi kitapları okuyabileceğini göstermesi bakımından hayati ehemmiyetteydi. Ne var ki bir eserin derinlik tasnifini yapmak fevkalade zordur, bunu yapma ehliyetini kendinden görmek de ayrıca sıkıntılı bir iş. Ukalalık yapmadan, okuyucuya faydalı olacak şekilde bir tasnif teşebbüsünde bulunmakta fayda umulur.

C-1-5-1-Tercüme eser

Tercüme eser; ilim, irfan ve tefekkür hayatımıza muhakkak ki katkıda bulunacaktır. Fakat mütercimlerin fikri seviyesini göstermez. Ne ki, bazı mütercimlerin tercümesi, telif eser çalışması gibidir. Bu cihetten tercüme eserleri, mütercimin maharet ve seviyesiyle tasnif etmekte fayda umulur.

C-1-5-2-Tetkik eser

Tetkik eser; müellifinin telifi olmaktan ziyade müktesebat (literatür) üzerinde yapılan tetkik çalışmaların neticesidir. Tetkik eserler kıymetlidir ama müellifinin mütefekkir olduğunu göstermez. Tetkikçilerin fikir adamı yerine ikame edildiği günümüzde meselenin vuzuha kavuşturulması ihtiyaç haline gelmiştir. Özellikle üniversitelerimizdeki “bilimsel” çalışma denilen teşebbüsler, neredeyse tamamı tetkik çalışma mahiyetindedir, içlerinde keşif ve telif çalışma parmakla gösterilecek kadar azdır. Bu sebeple eserlerin derinlik tasnifi mühimdir ve tetkik eser olduğu hususu tespit edilmelidir.

C-1-5-3-Telif eser

Telif eser; mütefekkirlerin eseridir. Mütefekkir kıtlığı yaşadığımız çağımızda telif eser, eserlerin şahıdır. Eserin telif olup olmadığı meselesi hassasiyet ve hususiyetle tespit ve o hüviyetiyle takdim edilmelidir. Telif eserin azlığı, aynı zamanda zorluğundandır ve kıymetli olduğunu gösterir.

C-1-5-4-Keşif eser

Telif eser kadim müktesebattan hareketle yeni fikirler söyleyebilmektir. Keşif eser ise yeni bir mana ve hikmet keşfini ihtiva eder. Keşif eser, özü itibariyle “yeni” bir şey söylemektir. Yeni bir şey söylemek ise tabiatı gereği ciddi bir meseledir. Müçtehit ve Müceddit olmayanların yeni bir şey söylemesi, “hüküm” mahiyetinde olmayıp, fikri mahiyettedir. Veya tatbikata dairdir. Bu cihetleriyle meselenin dikkatlice tetkiki elzemdir.

C-1-5-5-Terkip eser

Terkip eser, tecrit güzergahında ciddi mesafe almış alim, arif ve mütefekkirlerin telif edebileceği eserdir. Nadir bulunur, o nispette de kıymetlidir. Keza bir o kadar da zor anlaşılır. Anlaşılması zor eserlerden olduğu için fazla kıymeti de bilinmez. Oysa fikir ve ilim hayatımızı taşıyan, inkişaf ve terakkiyi temin eden eserler, keşif ve terkip eserleridir. Bunların titizlikle aranıp bulunması, mümkünse künyesinin (fikri hüviyetinin) yazılması mühim bir ihtiyaçtır.

C-2-Müesseseler

Kitap telif edenlerin de bir kısmı unutuldu ama müessese inşa edenler tamamen unutuldu. Eserleri müessese ve talebe olan şahsiyetler, ilgili müessese veya talebeler tarafından ancak hatırlanıyor. Buna razı olmak büyük bir vefasızlıktır.

C-2-1-Vakıflar

Hayırsever insanlarımız umumiyetle vakıf kurmuştur. Vakıf müessesesinin bidayeti Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’a kadar ulaştığı ve İslam hukukunda da hususi bir yeri olduğu için, bu müessese çeşidine yöneliş fazla olmuştur. Vakıflar kadimden beri cemiyeti ayakta tutan müesseselerdir, bu hususiyetinden dolayı halka yönelik gayreti olanların ilk aklına gelen vakıf müessesesi olmuştur. Muhakkak ki her vakıf, cemiyette bir boşluğu doldurmakta, devam ettiği müddetçe de kurucusunun sevap defterini kapatmamaktadır. Allah Azze ve Celle’nin bu kadar kıymet verdiği müesseseye Müslümanların kıymet vermemesi düşünülemez. Öyleyse yetişmiş şahsiyetlerin vakıf eserleri tespit edilmeli ve kayıt altına alınmalıdır.

C-2-2-Dernekler

Dernekler, Türkiye Cumhuriyeti mevzuatında kuruluş ve yönetimi kolay olan, kurulması için vakıfta olduğu gibi bir mal ve para tahsisi gerekmeyen teşkilat çeşididir. Bu sebeple mal veya para vakfedemeyen hamiyetperver insanlarımız dernek kurmuştur. Dernek yoluyla ciddi işler yapılmış, cemiyetin ihtiyaçları karşılanmıştır. Yirminci asır Türkiye’sinde yetişen şahsiyetlerimiz, vakfa güçleri yetmediğinde derneğe yönelmiş, bazı dernekler fevkalade işler yapmıştır. Bu eserlerin tespiti gerekir.

C-2-3-Maarif kuruluşları

İnşa edilen ve miras bırakılan müesseselerin içinde maarif kuruluşları ayrı bir yer tutar. Kur’an kursundan medreseye, okuldan muhtelif kurslara kadar Müslümanların talim ve terbiyesi ile alakadar olan maarif teşekkülleri, Müslümanların Cumhuriyetin ağır zulmünden bugüne kadar ulaşmasını temin eden içtimai tabana yayılmış maarif teşekkülleridir. Kimlerin bu sahalarda ne tür çalışmalar yaptığı, hangi eserleri verdiği bilinmelidir.

C-2-4-Partiler

1970 li yılların başlarında yoğun siyasi mücadelenin başladığı malum. Müslüman hamle ve hareket adamlarının siyasi mücadeleyi yürüttüğü siyasi partilerin tetkik ve tespiti yapılmalıdır.

C-3-Talebeler

Bir Müslüman şahsiyetin en mühim eseri talebeleridir. Bir kısım şahsiyetin kitap telif etmediği ama yoğun şekilde talebe yetiştirdiği malum. Bir tane kitabı bile olmayan ama binlerce talebe yetiştiren hocalarımız bulunmaktadır. Bunların tespiti manevi mesuliyetimiz altındadır.

C-3-1-İlim adamları

Bir şahsiyetin en büyük eseri ilim ve fikir adamı yetiştirmesidir. İlmin varlığı ve devamı, müderris-talebe silsilesiyle mümkün ve kaimdir. İlim adamı yetiştiren şahsiyetlerimiz, tek bir kitap telif etmese bile büyük eserler vermiş demektir. Bir ilim adamı yetiştirmek, yüzlerce kitap yazmaktan daha zordur. Özellikle de silsilenin kırıldığı yirminci asırda ilim adamı yetiştirmiş şahsiyetlerimizin muhakkak bilinmesi gerekir.

C-3-2-Fikir adamları

Fikir adamı yetiştirmek ise ilim adamı yetiştirmekten daha zordur. İlim, en kısa ifadesiyle, tertip edilmiş bilgi yekunudur, bu sebeple ilim adamı yetiştirmek fikir adamı yetiştirmekten kolaydır. Oysa fikir adamı, meçhulün fethine çıkan büyük şahsiyettir ve İslami tefekkürü sıhhatli şekilde gerçekleştirmek zorundadır. İlmi tertibin kadimden beri tahkim edilmesinden dolayı ilim adamının yetişmesi nispeten kolay olsa da, mütefekkirin yetişmesi, tefekkür sahasının daha müphem olmasından dolayı fevkalade zordur. Fikir adamı yetiştiren şahsiyetlerin bu başarısı asla unutulmamalı ve tespit edilmelidir.

C-3-3-Hareket adamları

Hareket adamları, ilim, irfan ve tefekkür sahalarında imal edilen kıymetlerin tatbikatçısı ve mücadelecisidir. Alim ve mütefekkir olmayan hareket adamlarının istikametlerini muhafaza etmesi fevkalade zordur. Bu sebeple istikametini muhafaza edecek kalbi ve ruhi, zihni ve akli teçhizata sahip hamle ve hareket adamı yetiştirmek büyük bir başarıdır. Bu başarıyı gösteren şahsiyetlerimiz bilinmeli, eserleri de tespit edilmelidir.

C-3-4-Siyasetçiler

Siyasetçiler, hamle ve hareket adamlarının siyasi sahada istihdam edilenleridir. Doğrusu yirminci asır Türkiye’sinde siyasi sahada mücadele etmek fevkalade tehlikeli bir iş olmuştur. Bunların tespiti, en azından tecrübe müktesebatımızı kayıt altına almak cihetinden mühimdir.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
Kapalı