RAPOR-17-BEŞERİ RİYAZİYE VE İSTİHBARAT İLMİ

TAKDİM
İstihbarat ilmi; beşeri ilimler havzasının tatbikat ilimlerindendir. Tatbikat ilimlerinden olması, “müstakil ilim” olmadığı manasına gelir. Müstakil bir istihbarat ilmi kurma çabası, ya tüm beşeri ilimleri kurmayı gerektirir veya akamete uğrar.
İstihbarat ilmi; hem beşeri ilimler havzasında hususi bir yere sahiptir hem de tatbikat ilimleri çeşitleri için özel bir yere sahiptir. Beşeri ilimler havzasının temel ve tatbikat ilimlerinden faydalanmasına mukabil, usul ve istimal bakımından çok bariz farklılıklara sahiptir.
*
İstihbarat sahasının ve faaliyetlerinin ilmi çerçeveye alınmadığı ve ilmi usullerin kullanılmadığı ülkemizde, meselenin sadece teknik boyutlarıyla ele alınması kaçınılmazdır. Sade bir ifadeyle, “istihbarat ilmi”nin kurulmamış olması, meseleyi “muhbirlik” seviyesizliğine mahkum etmiştir.
Bir bilgi ve faaliyet sahasının “ilmi” kurulmazsa, orada ciddiyet olmaz. İlmi çerçeve, ilmi nizam, ilmi terkip yoksa istismar kaçınılmazdır. İlmi çerçevenin olmadığı yerde, şahsi inhisar ve istimal önlenemez.
Meselenin sadece haber almak (bilgi toplamak) ve bunları işleyerek yetkili mercilere raporlamak, çok basit ve seviyesiz bir bakıştır. Sadece teknik kadroların istihdam edildiği bir istihbarat teşkilatı, istihbaratı, ilmi seviyede ele almak istidadına malik değildir. Okumaya devam et “RAPOR-17-BEŞERİ RİYAZİYE VE İSTİHBARAT İLMİ”

Share Button

RAPOR-15-BEŞERİ RİYAZİYE VE SİYASET

TAKDİM

Beşeri Riyaziyenin tatbik edilebileceği sahalardan birisi de siyasettir. Siyasetin her sahasında tatbik edilebilir mahiyettedir. Başarılı tatbikatları hayal bile edilemeyecek çapta neticeler ve faydalar doğurur.
Beşeri riyaziye, mevcut matematik gibi sadece “tespit” yapmaz, aynı zamanda siyasi faaliyetleri mümkün kılan muhteva ve usullere sahiptir. Denklemlere müdahale etmek demek, mevcut siyasi haritada, ilerleme (dostlar için), geriletme (hasımlar için), harekete geçirme, sevk ve idare etme anlamına gelir. Siyasi sahanın tamamı, belli bir karargahtan tetkik ve idare edilebilir.
*
Muhakkak ki beşeri riyaziyenin siyasetteki tatbikatı; yeni ruhiyat ilmi ve yeni içtimaiyat ilmi ile birlikte gerçekleştirilir. Zaten meselenin özü, bu üç ilmin tatbikatta birleşmesini gerektirir. Her biri nazari olarak ayrı ilimler olsa da, tatbikatta üçünün birlikte kullanılması zarurettir. Aksi takdirde, bu üç ilmin her birinden ayrı ayrı beklenen netice ve fayda elde edilemez.
* Okumaya devam et “RAPOR-15-BEŞERİ RİYAZİYE VE SİYASET”

Share Button

RAPOR-5-KARZ-I HASEN MÜESSESESİ

TAKDİM

Karz-ı Hasen, ihtiyacı olana borç vermek, borçluyu rahatsız etmemek, mali durumu iyi olmayan borçluya ihtiyacı kadar mühlet tanımak, onun şahsiyetini rencide etmemek… Istılahta bu ve benzeri şekillerde tarif ve ifade ediliyor. Kaynakları Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’dir. Her iki kaynakta zikredilen, tavsiye ve teklif edilen ahlaki, iktisadi, içtimai bir ibadettir.
Kuşatıcı (üst) mefhumlardan olan “İnfak” çeşitlerinden biridir. Günümüzde unutulmuş görünen infak türüdür. Günümüzde infak mefhumu sadece karşılıksız yardımlar (sadaka) şeklinde anlaşılır hale geldi. Bu durum, sistem çapında düşünme zafiyetinden kaynaklanan bir neticedir.
İnfakın çeşitlerinden biri olan “karşılıksız yardım” mahiyeti taşıyan sadaka, mağdur insanlar için söz konusudur. Çalışma imkanı olanlara karşılıksız yardım yapmak, ataleti (tembelliği) davet eder. Oysa atalet, İslam’ın şiddetle reddettiği bir mizaç ve ahlak özelliğidir. İslami müesseselerin içinde hususi bir yeri olan sadaka ile ataletin yaygınlaşmasını temin etmek, İslam ile İslam’a aykırı neticeler üretmektir. Buna sebep olmak, İslam’ı en seviyesiz ve en kötü şekilde anlamaktır. İslam’ı en çirkin şekilde anlamanın misali, İslami ölçülerle, İslam’ın maksadına muhalif neticeler elde etmektir. Okumaya devam et “RAPOR-5-KARZ-I HASEN MÜESSESESİ”

Share Button

RAPOR-4-HAKEM MÜESSESESİ

TAKDİM

Hakem müessesesi, özü itibariyle resmi müessese olmayıp, içtimai müessese mahiyetindedir. Halkın, kendi ihtilaflarını kendinin halletmesini mümkün kılan bu müessese, aynı zamanda halk tarafından kurulan bir içtimai müessese çeşididir. Halkın ihtilaflarını halletmek için devlete ve hukuka ihtiyaç duymadan kendi arasında meseleyi çözme iradesinin müesseseleşmiş halidir. Hakem müesseselerinde insanların aradığı kıymet, umumiyetle adalet değil, sulh olmak, helalleşmektir.
*
Hakem müesseseleri, hukuk değil, ahlak müesseseleridir. İhtilafları, hukuka (mahkemeye) müracaat etmeden, karşılıklı rızaya (yani ahlaka) dayalı şekilde halledebilmenin müessesesidir.
*
Ahlaki mahiyet taşıyan Hakem Müessesesi, her zaman hakların tespit ve tevziini yapmak çabasına girmez, bazen de tarafların ahlak temelli feragat ve fedakarlığa dayalı rızai anlaşmalarını temin eder. İhtilafların halli her zaman hakların tespit ve tevziine dayalı olarak gerçekleştirilemz, taraflardan birisi mükellefiyetini yerine getirmekten aciz hale gelmiş olabilir. Bu ihtimallerde ahlak, taraflara feragat ve fedakarlık tavsiye etmektedir. Hakem müessesesi, tarafların kudret ve acziyetini de tespit ederek, istismar edilmesini engeller ve taraflara mevcut imkanlar içinde bir mutabakata varmasını teklif eder. Tarafların bu teklif metni üzerinde anlaşmaları halinde mutabakat zaptı hazırlanır ve ihtilaf intaç edilir. Okumaya devam et “RAPOR-4-HAKEM MÜESSESESİ”

Share Button

MEDENİYET AKADEMİSİ BİLDİRİSİ

MEDENİYET AKADEMİSİ BİLDİRİSİ

Kadim zamanlardan beri ümmetin karargahı ve insanlığın ilticagahı olan Türkiye, ağır bir taarruz altındadır. Hilafetin ilgası ile karargahı tasfiye ettiğine inanan “karanlık akıl” sahibi insanlık düşmanları, Türkiye’nin yeniden kendi istikametine dönmesi ve hamle istidadı kazanmasıyla birlikte harekete geçmiştir.

Ümmetin muhafızı ve hizmetkarı olan Türkiye, ağır saldırıya karşı vakarlı şekilde mukavemet etmeye niyetli ve kararlıdır. Ümmetin her parçasının fazlasıyla derdinin olduğunu bildiği bir vasatta, yardım talep etmemekte, saldırıya karşı yalnız başına mukavemet etmektedir.

Ümmetin her ferdinin, ümmetin karargahı olan Türkiye’ye karşı her taarruzda harekete geçtiğini müşahede eden Türkiye, mümin kalplerin kendisine yardım etmek için çarptığını ve çırpındığını bilmektedir. İmkanları nispetinde her kim ki karargahına yardım eder, kendine yardım etmiş olur. Bunu, ümmetin her ferdinin bildiği şuuruyla, kendi dertleriyle boğuşan ümmetin her parçasının ve ferdinin, yapamadığı yardımlar için hiçbir kırgınlık yaşamayacaktır.
Okumaya devam et “MEDENİYET AKADEMİSİ BİLDİRİSİ”

Share Button

İL BELEDİYE SEÇİM PLANI

TAKDİM

Malum olduğu üzere belediye seçimleri, mahalli özelliklerin ve mahalli kadroların önemli bir tesir sahibi olduğu seçim çeşididir. Belediye yetkililerinin seçmenle aynı şehirde yaşaması ve belediye faaliyetlerine halkın günlük muhatap olması, başka bir ifadeyle seçilen ile seçenlerin yakın mesafede yaşaması, mahalli kadroların tesirini artırmaktadır.
*
Mevcut belediye yetkililerinin ve belediye başkanlarının; yolsuzluk, ahlaksızlık, kibirlilik gibi çirkin özellik ve davranışları ayyuka çıkmış durumdadır. K.Maraş’ta, belediye yetkilileriyle münasebete geçip de bunlardan şikayet etmeyen tek kişi yoktur. Belediyelerin ve belediye başkanlarının itibar kaybı, parti teşkilatı ve teşkilat yetkililerinin itibar kaybıyla birleşince, mahalli seçimlerde ağır oy kaybının olması bekleniyor. Sokaktaki vatandaşın bile bildiği ve konuştuğu bu durum, belediye ve teşkilat yetkililerinin hiç umurunda değil…
* Okumaya devam et “İL BELEDİYE SEÇİM PLANI”

Share Button

EYLÜL AYI RAPOR LİSTESİ

Eylül ayında basılan raporlarımızın listesi aşağıdadır.

MEDENİYET ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

Rapor-4-Hakem müessesesi
Rapor-5-Karz-ı Hasen müessesesi

STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

Rapor-15-Beşeri Riyaziye ve Siyaset
Rapor-17-Beşeri Riyaziye ve İstihbarat İlmi

Share Button

RAPOR-7-PARTİ İL TEŞKİLATI-SİYASİ HEDEFLER

TAKDİM

Meselenin özü, otuz milyonu örgütlemektir. Teşkilattan maksat, otuz milyon insanı bünyesine alacak bir irtibat örgüsü kurabilmektir.
Kamil manada teşkilat kurabilen partiler, teşkilat mensuplarından bahseder; kuşatıcı çapta teşkilat kuramayanlar ise sürekli “parti tabanı” üzerinde durur. Başarılı ve hacimli bir teşkilat kuran partiler, taban diye ifade ve tarif edilen halk kesimini teşkilat bünyesine alarak, teşkilat mensubu yapabilir. Mesele tam olarak budur; otuz milyonluk teşkilat…
Milyonlarca insan var, hem de tankın altına yatacak, namlunun üzerine yürüyecek kadar sadık ve fedakar… Ama teşkilat, sadece seçim zamanında bu insanların binde birine bile ulaşamıyor. Oysa teşkilat bunların tamamını bünyesine almalı ve bunları harekete geçirerek diğer yüzde elliyi ikna etmeye çalışmalı.
Taraftar var ama teşkilat yok… Taraftar hacmince teşkilat yok… Allah Allah… Anlaşılır gibi değil… Asgari yirmi milyon insan kütlesi, teşkilatın kendilerine ulaşmasını bekliyor. Teşkilat bunlara ulaşmadığı gibi, kendi kendine teşkilatlanan insanları da “fitne çıkarmakla” itham ediyor. Hem milyonlarca insanı atıl halde bırakıyor hem de harekete geçen insanları engellemeye çalışıyor. Akıl alır gibi değil… Okumaya devam et “RAPOR-7-PARTİ İL TEŞKİLATI-SİYASİ HEDEFLER”

Share Button

ANKARA’DA BÜRO AÇIYORUZ

Çalışmalarımızı Ankara’ya taşıma kararı aldık. Bu sebeple, Medeniyet Akademisinin Ankara’da bürosunu açıyoruz. Tafsilatlı bilgiler buradan duyurulacaktır.

Share Button

RAPOR-3-ŞEHİR ŞURASI

TAKDİM

Halk boşlukta, istinat noktaları kalmadı. Hayat boşlukta, itibar mercileri kalmadı. Münevver camia boşlukta, faali-yet ve tatbikat sahası kalmadı. İlim ve tefekkür boşlukta, kıymet ve müessiriyeti kalmadı. Özet olarak söylemek gerekirse; hayatın içtimai altyapısı çöktü, tüm dikkatler maddi altyapıya çevrildi. Hedef, “fahişe ama zengin” türünden bir insan tipi değilse eğer, bugünkü hal, tam bir felaket… Maddi altyapıdaki iyileşmelerin bedeli manevi kıymetler ise, iktisadi gelişmenin neticesi, “zengin fahişe” demek-tir. Manevi inkişaf, maddi gelişmeyle mütenasip olmadığı gibi, tam aksine araların-da ters orantı kurulmaya başladı. Maddi gelişme, manevi inkişafın gerilemesine sebep oluyor.
***
Şehir anlayışını maddi altyapıya kilitleyen, maddi altyapıyı da bina ve yol ile sınırlayan cahil ve kibirli, kifayetsiz ve ahlaksız mahalli idareciler ve yetkililer, halkı ve hayatı uçuruma doğru götürüyor. Mahalli idarecilerin yolsuzluk ve yağma batağına saplanmış olmasından bahsetmiyoruz daha… “Halka hizmet” dedikleri ve kamu kaynaklarını ziyan ettikleri işler bile, “Medeniyet Şehri” seviyesinde meseleye bakıldığında tam bir felaket… Okumaya devam et “RAPOR-3-ŞEHİR ŞURASI”

Share Button