RAPOR-13-LİDERLİK

TAKDİM

Ülkedeki mücerred tefekkür zafiyeti, akılları doğrudan müşahhas meselelere sevk ediyor. Fakat anlaşılmayan nokta şu; mücerred fikir olmadığında müşahhas meselelerin izahı da muhaldir. Sıhhatli silsile; mücerred fikir, tatbikat fikri ve tatbikattır. Mücerred fikir olmadığı için tatbikat fikriyatı da telif edilemiyor, tatbikat fikriyatı telif edilemediğinde tatbikat sıhhatli ve doğru şekilde gerçekleşmiyor.
Tatbikat fikriyatı, mücerred fikir (mefkure-dünya görüşü) ile tatbikatı birbirine bağlayan, tatbikatı fikriyata nispet eden, fikriyat ile tatbikat arasındaki mesafenin açılmasını engelleyen, “inandığınız gibi yaşamayı” mümkün kılıp, “yaşadığınız gibi inanmanıza” mani olan fikri ve fiili bir zarurettir.
Tatbikat fikriyatı telif edilemediğinde müşahhas meseleler dedikodu haline gelir. O şunu dedi, bu şunu yaptı ila ahir… Tatbikat fikriyatı olmadığında müşahhas meseleler, kaçınılmaz olarak fikri nispetini kaybeder ve şahıslarla hadiselerin konuşulduğu bir kahvehane havasına mahkum olur.
Tatbikat fikriyatı, tatbikatla da ilgilidir ama müellifleri mücerred tefekkür sahipleridir. Mütefekkirler tatbikat fikriyatıyla ilgilenmezlerse, tatbikat hayatın ve insanın tabiatındaki terbiye edilmemiş mecralara dökülür. Terbiye edilmemiş mecraların kaynağı, nefistir. Bu ihtimalde tatbikat, nefsin şehvetlerini fikir, bunların karşılanmasını da fikrin uygulaması haline getirir. Bu ihtimalde köşe yazarları mütefekkir, dedikodu da fikir muamelesi görmeye başlar. Okumaya devam et “RAPOR-13-LİDERLİK”

Share Button

RAPOR-14-MAHALLİ SİYASETİN YOZLAŞMASI

TAKDİM
Mahalli siyaset, dar manada parti il teşkilatları, belediye teşkilatları ve o şehrin milletvekillerini ifade ediyor. Bunların içtimai, iktisadi, siyasi irtibat ağlarıyla şehre yayılıyor. Bir şehirdeki siyasi kadroların irtibat ağı, o şehrin siyasetini, yani mahalli siyaseti belirliyor.
*
Bir şehirdeki parti ve belediye kadroları ile milletvekillerinin irtibat ağları ne kadar geniş ise o nispette sağlıklı, ne kadar dar ise o nispette sağlıksız bir mahalli siyaset oluşuyor. İrtibat ağı genişledikçe halka ve halkın meselelerine olan vukufiyet artıyor, irtibat ağı daraldıkça halkla irtibat kesiliyor ve meselelere aşinalık azalıyor.
Siyasi kadrolar, ne kadar geniş halk kesimlerine ulaşırsa, cemiyeti ve onların meselelerini o nispette dengeli şekilde anlama ve ihtiyaçlarını karşılama imkanına sahiptir. Tüm halka ulaşan bir irtibat ağına sahip siyasi kadrolar, hiçbir halk kesimini diğerine tercih etmek hatasına düşmez, zira onlarla karşılaşmakta ve onlara hesap vermek zorunda kalır. İrtibat ağı daraldıkça, şehrin bazı kesimleriyle irtibat kurulmakta ve onların menfaatlerinin takipçisi haline gelmekte, diğer halk kesimlerinin meselelerini umursamamakta ve dikkate almamaktadır. Anlaşılacağı üzere irtibat ağının daralması, aynı zamanda yolsuzluk, istismar, suiistimal gibi ahlaksızlıkların ana rahmidir. Okumaya devam et “RAPOR-14-MAHALLİ SİYASETİN YOZLAŞMASI”

Share Button

RAPOR-18-FETÖ’NÜN ŞİFRELERİ

 

TAKDİM

Raporumuz dört ana başlıktan oluşmaktadır; zihni örgütlenme, fiili örgütlenme, yeniden doğuş rezervi ve teklifler… Zihni örgütlenmeyle fiili örgütlenme meselenin teşkilat ve hareket cihetini, yeniden doğuş rezervi ise mücadelenin tamamlandığı kanaati ile bitirilmesinden sonra yeniden örgütlenebilme becerisini, teklifler kısmı ise neler yapılması gerektiğini ifade etmektedir.
Dini, siyasi, içtimai, iktisadi her yapı, temelde iki örgütlenmeye sahiptir ve iki örgütlenme şemasının birbiriyle mutabakat nispeti aynı zamanda teşkilat ve hareketin kuvvetini gösterir. Bunlar, zihni örgütlenme ve fiili örgütlenmedir. Meselenin esası, zihni örgütlenmedir, zihni örgütlenmede ne kadar mesafe alınmışsa, fiili örgütlenme o nispette gerçekleşir ve güçlenir.
Meselenin özü zihni örgütlenme olmasına rağmen, devlet sadece fiili örgütlenmeye karşı mücadele yürütmektedir. Zihni örgütlenmeye karşı mücadele yürütülmez ve başarılı olamazsa, fiili örgütlenmeye karşı yürütülen mücadelenin başarılı olma şansı yoktur. Fiili örgüt yapısı çökertilse bile zihni örgütlenme devam ettiği müddetçe hareketin ruhu devam eder, ruh devam ederse beden bulması zor değildir. Okumaya devam et “RAPOR-18-FETÖ’NÜN ŞİFRELERİ”

Share Button

RAPOR-6-CAMİNİN MÜESSESELEŞTİRİLMESİ

TAKDİM

Cemiyeti kaybettik, artık insan kalabalıkları var. Kalabalık; insanların birbiriyle irtibat ve münasebetinin, mesuliyet ve vazife hissinden ve fikrinden uzaklaştığı ve sadece ihtiyaç ve menfaatle sınırlı hale geldiği insan topluluğudur. İnsan topluluğudur ama hiçbir insani hususiyet taşımaz. Cemiyet ise, hayvani insiyaklardan (ihtiyaç ve menfaatlerden) çok ileride, insani mesuliyet ve vazife hissi ve fikriyle tesis edilmiş yoğun münasebet haritasıdır.
Bu millet, bin yıldır İslam ile yoğrulmuş, hiç tanımadığı insanlara bile Allah rızası ve Allah’ın vahyettiği ölçüler çerçevesinde mesuliyet hisseden ve yardım eden bulunmaz bir medeni cemiyet seviyesine çıkmıştı. Öyle ki, ümmi bir çobanımızın insani mesuliyet hissi, batının profesörlerinden ve “asillerinden” yüzlerce kat daha yüksek bir irtifadaydı. Hala, cemiyet olmakla kalabalık haline gelmek mikyasıyla mukayese edildiğinde, en “medeni” batılı toplumlardan (kalabalıklardan) onlarca kat daha yüksek seviyededir. Fakat diğer toplumlarla mukayeseli olarak “iyi” olmamız, kendimizle (tarihimizdeki kendimizle) mukayese edildiğinde, en aşağı seviyeye indiğimiz gerçeğini değiştirmez.
Dünyanın en asil milleti, iki asırdır kültürel işgale maruz kaldı, son bir asırdır kültürel işgal aynı zamanda resmi uygulama haline geldi ve namlu (ve kanun) zoruyla yozlaştırıldı. Yozlaştırma sürecine, batılılaşma, muasır medeniyet seviyesine çıkma, gelişme, kalkınma gibi isimler verilmesi gerçeği ve neticeyi değiştirmez.
* Okumaya devam et “RAPOR-6-CAMİNİN MÜESSESELEŞTİRİLMESİ”

Share Button

RAPOR-10-KEŞİF ÜNİVERSİTESİ

 

TAKDİM

 

Keşif Üniversitesi, mevcut üniversitelerden çok farklıdır. Derslerinden tedrisat usulüne, bilgi haritasından talebe kabul şartlarına kadar tamamen başka bir üniversiteden bahsediyoruz. Bu sebeple, Keşif Üniversitesini, mevcut üniversite şablonlarıyla değerlendirmek doğru olmaz.

Keşif Üniversitesi; varlık alemindeki (kainattaki) tabii ve inşai her ihtimal ile insan ve hayattaki tabii ve ahlaki tüm ihtimalleri keşfetmek, keşfi ilme tahvil etmek, ilmi hayata nakletmek üzere kurulan üniversitedir. Mevcut üniversitelerle mukayeseli olarak değerlendirmek ve tenkit etmek kabil değildir.

*

Dünyada nevi şahsına münhasır bir “Keşif Üniversitesi” kurmalıyız. Hiçbir ülkenin üniversitelerini esas alma ihtiyacı duymadan, kadim müktesebatımıza istinat eden, beynimizi çatlatırcasına düşünüp her meselesini derinliğine izah ettiğimiz bir üniversite…

Dünyada emsal olacak, kendi mecrasını açacak, o mecranın prototipi olacak ve yüksek itibarla insanlığın kaşiflerini kendinde toplayacak bir üniversite kurmalıyız. Emsal (prototip) inşa etmek, misaller ve teşbihlerle yürütülecek bir tefekkür ve tatbikat süreci değildir. Okumaya devam et “RAPOR-10-KEŞİF ÜNİVERSİTESİ”

Share Button

RAPOR-9-YENİ ÜNİVERSİTE ANLAYIŞI

 

TAKDİM

Bizim üniversitemiz yok, bize ait üniversite yok, bizimle ilgilenen üniversite yok, bizim için üreten üniversite yok… Tafsilatıyla birlikte ortaya konulduğunda bu tespitler, aynı zamanda çok ağır tenkitlerdir. Fakat durum o kadar vahim ki, mesele bu kadar ağır tenkitlerle ortaya konulmadığında yeni üniversite anlayışını teklif etmek muhal… Bu ağırlıkta bir tenkit ve itham, tercih değil, zarurettir; netice alıcı başka bir ihtimal olsa onu tercih ederdik.

Meseleleri en çetin tenkitlerle ortaya koyma zarureti, kültürel (zihni) işgalin derinliğinden ve yerleşik hale gelmesinden kaynaklanıyor. Kültürel işgal, neredeyse betonlaşmış (ve tabii ki kanıksanmış) durumda, yani naif tenkitlerle mesele halledilecek gibi değil. Bu sebeple, bu çalışmanın (raporun) sonuna kadar okunmasını tavsiye ederiz.

Okumaya devam et “RAPOR-9-YENİ ÜNİVERSİTE ANLAYIŞI”

Share Button

RAPOR-17-BEŞERİ RİYAZİYE VE İSTİHBARAT İLMİ

TAKDİM
İstihbarat ilmi; beşeri ilimler havzasının tatbikat ilimlerindendir. Tatbikat ilimlerinden olması, “müstakil ilim” olmadığı manasına gelir. Müstakil bir istihbarat ilmi kurma çabası, ya tüm beşeri ilimleri kurmayı gerektirir veya akamete uğrar.
İstihbarat ilmi; hem beşeri ilimler havzasında hususi bir yere sahiptir hem de tatbikat ilimleri çeşitleri için özel bir yere sahiptir. Beşeri ilimler havzasının temel ve tatbikat ilimlerinden faydalanmasına mukabil, usul ve istimal bakımından çok bariz farklılıklara sahiptir.
*
İstihbarat sahasının ve faaliyetlerinin ilmi çerçeveye alınmadığı ve ilmi usullerin kullanılmadığı ülkemizde, meselenin sadece teknik boyutlarıyla ele alınması kaçınılmazdır. Sade bir ifadeyle, “istihbarat ilmi”nin kurulmamış olması, meseleyi “muhbirlik” seviyesizliğine mahkum etmiştir.
Bir bilgi ve faaliyet sahasının “ilmi” kurulmazsa, orada ciddiyet olmaz. İlmi çerçeve, ilmi nizam, ilmi terkip yoksa istismar kaçınılmazdır. İlmi çerçevenin olmadığı yerde, şahsi inhisar ve istimal önlenemez.
Meselenin sadece haber almak (bilgi toplamak) ve bunları işleyerek yetkili mercilere raporlamak, çok basit ve seviyesiz bir bakıştır. Sadece teknik kadroların istihdam edildiği bir istihbarat teşkilatı, istihbaratı, ilmi seviyede ele almak istidadına malik değildir. Okumaya devam et “RAPOR-17-BEŞERİ RİYAZİYE VE İSTİHBARAT İLMİ”

Share Button

RAPOR-15-BEŞERİ RİYAZİYE VE SİYASET

TAKDİM

Beşeri Riyaziyenin tatbik edilebileceği sahalardan birisi de siyasettir. Siyasetin her sahasında tatbik edilebilir mahiyettedir. Başarılı tatbikatları hayal bile edilemeyecek çapta neticeler ve faydalar doğurur.
Beşeri riyaziye, mevcut matematik gibi sadece “tespit” yapmaz, aynı zamanda siyasi faaliyetleri mümkün kılan muhteva ve usullere sahiptir. Denklemlere müdahale etmek demek, mevcut siyasi haritada, ilerleme (dostlar için), geriletme (hasımlar için), harekete geçirme, sevk ve idare etme anlamına gelir. Siyasi sahanın tamamı, belli bir karargahtan tetkik ve idare edilebilir.
*
Muhakkak ki beşeri riyaziyenin siyasetteki tatbikatı; yeni ruhiyat ilmi ve yeni içtimaiyat ilmi ile birlikte gerçekleştirilir. Zaten meselenin özü, bu üç ilmin tatbikatta birleşmesini gerektirir. Her biri nazari olarak ayrı ilimler olsa da, tatbikatta üçünün birlikte kullanılması zarurettir. Aksi takdirde, bu üç ilmin her birinden ayrı ayrı beklenen netice ve fayda elde edilemez.
* Okumaya devam et “RAPOR-15-BEŞERİ RİYAZİYE VE SİYASET”

Share Button

RAPOR-5-KARZ-I HASEN MÜESSESESİ

TAKDİM

Karz-ı Hasen, ihtiyacı olana borç vermek, borçluyu rahatsız etmemek, mali durumu iyi olmayan borçluya ihtiyacı kadar mühlet tanımak, onun şahsiyetini rencide etmemek… Istılahta bu ve benzeri şekillerde tarif ve ifade ediliyor. Kaynakları Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’dir. Her iki kaynakta zikredilen, tavsiye ve teklif edilen ahlaki, iktisadi, içtimai bir ibadettir.
Kuşatıcı (üst) mefhumlardan olan “İnfak” çeşitlerinden biridir. Günümüzde unutulmuş görünen infak türüdür. Günümüzde infak mefhumu sadece karşılıksız yardımlar (sadaka) şeklinde anlaşılır hale geldi. Bu durum, sistem çapında düşünme zafiyetinden kaynaklanan bir neticedir.
İnfakın çeşitlerinden biri olan “karşılıksız yardım” mahiyeti taşıyan sadaka, mağdur insanlar için söz konusudur. Çalışma imkanı olanlara karşılıksız yardım yapmak, ataleti (tembelliği) davet eder. Oysa atalet, İslam’ın şiddetle reddettiği bir mizaç ve ahlak özelliğidir. İslami müesseselerin içinde hususi bir yeri olan sadaka ile ataletin yaygınlaşmasını temin etmek, İslam ile İslam’a aykırı neticeler üretmektir. Buna sebep olmak, İslam’ı en seviyesiz ve en kötü şekilde anlamaktır. İslam’ı en çirkin şekilde anlamanın misali, İslami ölçülerle, İslam’ın maksadına muhalif neticeler elde etmektir. Okumaya devam et “RAPOR-5-KARZ-I HASEN MÜESSESESİ”

Share Button

RAPOR-4-HAKEM MÜESSESESİ

TAKDİM

Hakem müessesesi, özü itibariyle resmi müessese olmayıp, içtimai müessese mahiyetindedir. Halkın, kendi ihtilaflarını kendinin halletmesini mümkün kılan bu müessese, aynı zamanda halk tarafından kurulan bir içtimai müessese çeşididir. Halkın ihtilaflarını halletmek için devlete ve hukuka ihtiyaç duymadan kendi arasında meseleyi çözme iradesinin müesseseleşmiş halidir. Hakem müesseselerinde insanların aradığı kıymet, umumiyetle adalet değil, sulh olmak, helalleşmektir.
*
Hakem müesseseleri, hukuk değil, ahlak müesseseleridir. İhtilafları, hukuka (mahkemeye) müracaat etmeden, karşılıklı rızaya (yani ahlaka) dayalı şekilde halledebilmenin müessesesidir.
*
Ahlaki mahiyet taşıyan Hakem Müessesesi, her zaman hakların tespit ve tevziini yapmak çabasına girmez, bazen de tarafların ahlak temelli feragat ve fedakarlığa dayalı rızai anlaşmalarını temin eder. İhtilafların halli her zaman hakların tespit ve tevziine dayalı olarak gerçekleştirilemz, taraflardan birisi mükellefiyetini yerine getirmekten aciz hale gelmiş olabilir. Bu ihtimallerde ahlak, taraflara feragat ve fedakarlık tavsiye etmektedir. Hakem müessesesi, tarafların kudret ve acziyetini de tespit ederek, istismar edilmesini engeller ve taraflara mevcut imkanlar içinde bir mutabakata varmasını teklif eder. Tarafların bu teklif metni üzerinde anlaşmaları halinde mutabakat zaptı hazırlanır ve ihtilaf intaç edilir. Okumaya devam et “RAPOR-4-HAKEM MÜESSESESİ”

Share Button